Puan vermedi·264 syf.····Okunma: 09 Ocak 2026 18:02 “Bir insan, yalnızca görünüşüyle var olmaya zorlanırsa, iç dünyası ne olur?”
Bu kitabı okuyup bitirdikten sonra en çok düşündüğüm şey,'biz bir kitabı neden neye dayanarak beğenip, beğenmiyoruz.' Anlatının gücü mü yoksa anlatıcının gücüne mi bakıyoruz. Edebi değerine mi yoksa akıcılık, karakterlerin aktarımı vs vs. Gene beğenip beğenmeme açısından çok ortada kaldığım bir kitap bu... Anlatım dili olarak olay döngüsünde ziyede anlatıcının güçlü olduğu bir dil seçmiş yazar. Mekan olarak seçtiği tren vagonu okuyucuyu içine alıyor, adeta onlarla beraber yolculuk yapıyor hissi uyandırıyor. Bu açıdan hiç kopmadım kitaptan. Olayların çok iç içe geçişi, karakterlerin metoforik bir rastlantı ile karşılaşması bunlar benim için kitabın eksileri. Diğer yandan okurken seni sıkmayıp, yönlendirmeyip bilinçli olarak aşırı sade bırakılmış olması anlatımın, benim için tatmin edici bir okuma yapmamı sağladı. Kitapta en beğendiğim şey ise; Şebnem... Karakter kitapta nerdeyse hiç varlık göstermiyor, sesi hiç duyulmuyor ama her cümle onla ilgili... Şebnem tam bir kapak kızı. Hep orda bir yerde, hep gözünün önünde ve hep seni ayık tutuyor.
Yukarda yazdıklarımı tekrar okuyunca ben sanırım kitaba baya sevdim. Yüksek puanı hak ediyor mu emin değilim, ama hikaye ve anlatım beni mutlu etti. Yazarın da okuduğum ilk kitabı olduğu için karşılaştırma yapacak verilere sahip değilim. O yüzden ne diyoruz yenilerini okuyup görelim, siz de okuduysanız bu kitabı ve tabi incelememi fikirlerinizi yazarsanız sevinirim.
Keyifli okumalar...