Puan vermedi·305 syf.····Okunma: 08 Ocak 2026 15:42 Türkiye’de kadına şiddet…
Haberlerde bir başlık.
İstatistiklerde bir sayı.
Ama aslında her gün bir evin içine düşen bir karanlık.
Bu kitap tam da oradan giriyor konuya.
Devletin bile yüksek sesle konuşamadığı yerlerden.
Adaletin yetmediği, sustuğu, geciktiği anlardan.
Ve “iyileştirmek” adı altında insan zihnine müdahale etmenin ne kadar doğru olduğu sorusundan…
ESDİKA – Yüz Yıllık Sadakat, sıradan bir kurgu değil.
Cumhuriyet’in ilanından bu yana varlığını sürdüren, görünmeyen ama her yerde olan bir yapı: Esdika.
Sadakat yemini etmiş bir ailenin, yüz yıl boyunca devlet için yaptığı karanlık görevler…
Ama asıl mesele görevler değil; vicdan.
Peki şiddete eğilimli insanlar içten içe ne yaşıyorlar?
Neden şiddete başvuruyorlar?
İyileştirilebilirler mi?
Kitap boyunca şunu soruyorsunuz kendinize:
Bir insanı zorla “iyi” yapmak mümkün mü?
Suçu işlemeden önce durdurmak adalet mi, yoksa başka bir şiddet biçimi mi?
Ve bu soruların ortasında iki kadın var.
Gonca.
Şiddete uğramış bir kadın. Bir kız çocuğu kucağında.
Sadece bedeninde değil, ruhunda izler taşıyanlardan.
Ayala.
Tecavüze uğrayan bir kadın.
Suçun yükünün failden çok mağdura yüklendiği o tanıdık hikâye…
Utanç, korku, yalnızlık.
Ve kimsenin gerçekten dinlemediği bir çığlık.
Bu hikaye “birilerinin başına gelenler” değil.
Bu ülkede neredeyse her gün yaşananlar.
ESDİKA – Yüz Yıllık Sadakat, Türkiye’nin kanayan yarası olan kadına şiddete cesurca dokunan, kolaycı cevaplar vermeyen ve bu yüzden çok kıymetli bir kitap.
Böyle bir konuyu yazmayı göze aldığı, okuru bu karanlıkla yüzleştirdiği ve susmamayı seçtiği için yazara gerçekten teşekkür etmek gerekiyor.
Bazı kitaplar bittiğinde rafta kalmaz.
Bir yerde yaşamaya devam eder.