Spoiler içerir !
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir kitabında benim için anahtar kelime "zaman" dı...
Fakat bu saatle ölçülen bir zaman değil;
“Mazinin hâl ile konuştuğu” bir zamandır.
Şehirler, geçmişle bugünün iç içe geçtiği mekânlardır.
Tanpınar’a göre asıl trajedi, zamanın kopması, yani geçmişle bağın kesilmesidir.
Bu yüzden Beş Şehir, kaybolan bir medeniyet ritminin ağıtı gibiydi.
Tanpınar, Batılılaşmayı körü körüne reddetmiyor fakat şu soruyu sorar:
“Değişirken neyi kaybettik?”
Mimari bozulma
Gelenekle bağın kopması
Ruhsuz şehirleşme...
Özellikle Ankara ve İstanbul bölümlerinde sert ama estetik bir dille eleştiriyor.
Şehirler, Tanpınar’da birer hafıza mekânıdır.
Camiler,Mezarlıklar,Çeşmeler,Musikî
Bunlar bir milletin ruhunu taşıyan unsurlar olarak sunuluyor. Hafızasını kaybeden şehir, kimliğini de kaybeder mesajını veriyor...
Beş Şehir, şunu söylüyor aslında:
“Bir millet, şehirlerini kaybederse zamanını da kaybeder.”
Bu kitap,
Modernleşme sürecini anlamak isteyenler için,
Şehir–kültür–hafıza ilişkisini kavramak isteyenler için,
Tanpınar’ın düşünce dünyasına girmek isteyenler için, kesinlikle okunması gereken bir başyapıt...