Bab-Esrar sadece bir otel yangınının ya da bir cinayetin peşinden gitmiyor bizi yedi yüzyıl öncesinin Konya’sınaŞems-i Tebrizi’nin o sarsıcı ve sır dolu dünyasına götürüyor. Ahmet Ümit Bab-ı Esrarda biri somut,diğeri ruhani iki farkl labirennt kurmuş ve bizi bu labirentlerin tam ortasına bırakmış.
Kitabı okurken şun hissettim Karen Kimya’nın Londra’dan Konyaya yaptığı yolculuk aslında sadece babasını bulma çabası değil kendi ruhundaki o boşluğu doldurma arayışıydı. Ahmet Ümit, polisiye kurgusunu bir araç olarak kullanarak bize şunu soruyorAkıl her şeyi çözmeye yeter mi, yoksa bazı sırlar sadece kalple mi idrak edilir?Benim için bu romanın en özgün yanı, Şems’in öldürülüşündeki o tarihi gizemi modern bir kadının kimlik arayışıyla kusursuz bir şekilde dikmesi. Tasavvufun o sakin ama derin sularında yüzerken bir yandan da gerilim dolu bir cinayet dosyasını çözmeye çalışmak bambaşka bir deneyimdi.Kitabı bitirdiğimde, katilin kim olduğundan ziyade Şems’in o meşhur sessizliği ve aşk uğruna nelerin feda edilebileceği zihnimde yankılanmaya devam etti.