Puan vermedi·401 syf.····Okunma: 09 Ocak 2026 21:08 Şule Gürbüz'den yine nefis,tadı damakta bırakan bir eser. İkinci cildi okumak için sabırsızlanıyorum. Kitabın konusuna geçmeden önce şunu söylemek isterim , yazar dili o kadar güzel kullanıyor ki hayran kalıyorum her seferinde. Kitabın sizi içine çekip alıp götürmesinin yanında karakterlerin duygularını derinden hissettiriyor. Benzetmeler, betimlemeler o kadar güzeldi ki daha çok o kısımların altını çizmişim.
Kitap Aziz karakterinin varoluş sancılarını,kendini bulmaya çalışma yolculuğunu anlatıyor. Ailesinden yeterli ilgi görmeyen Aziz evi terk eder ve şans eseri yaşlı ayısıyla birlikte şifacılık yapan Hasan Efendi’yle, onun vasıtasıyla da Melâmi meşrebinde nefes babası olan Baba Hilmi’yle tanışır ve onunla kalmaya başlar. Bu tarikatı ben ilk defa duyuyorum ama yazarın ayrıntılı bilgi sahibi olduğu belli, Baba karakterinin Aziz'le olan konuşmalarından bunu anlıyoruz. Aziz Baba'nın yanında 3 yıl kadar kalıyor. Burada, kendini sorgulamaya,karakter inşasına yönelik eğitim alıyor. Kendi babasından bulamadığı yakınlığı Baba'dan gören Aziz zamanla Baba'nın en gözde adamı oluyor fakat daha sonra yanından ayrılmak durumunda kalıyor.
Aziz’in yolu bu kez, babasının intisap etmiş olduğu Uşşakî Şeyhi Kemalettin Efendi’yle kesişiyor. Burada günler ağırlıklı olarak ibadet ile geçiyor. Aziz, Kemalettin Efendi’nin yönlendirmesiyle kitabın kapağında da fotoğrafı yer alan Ayçukuru Köyü’nde uzlete çekiliyor, orada kendi içine doğru derinleşiyor. Bir süre sonra anne ve babasının ölüm haberi ile bu köyden ayrılmak durumunda kalıyor. Geri dönen Aziz etrafının da teşvikiyle askere yollanıyor, geri döndüğünde ise tekkede kalmak istemiyor. Esnaftan Osman Efendi'nin Aziz'i İstanbul'a gitmesini teşvik etmesiyle birinci cilt sonlanıyor. Aslında kitabın başında Azizin İstanbul hayatından ufak kesitler okuyoruz ama ayrıntılar sanırım ikinci ciltte bizi bekliyor.