Yengeç Konserveleme Gemisi- Kobayaşi Takici
1903 doğumlu Japon yazar Takici Kobayaşi'nin 1929'da yazdığı bu kitap, 2026'da okuduğum ilk kitap oldu. "Ayrıntı yayınları'ndan çıkan Proletarya edebiyatı örneği bu kısa anlatıdan önce yer alan çevirmen Devrim Çetin Güven'in açıklamalarını büyük bir dikkatle okuyarak başladım romana ve yeni yılın ilk gününde okunup bitti kitap.
Japonya'da ve dünyada proletarya(işçi sınıfı) edebiyatının en gözde yazarlarından ve Komünist Parti üyesi olan Takici Kobayaşı, 1933'te tutuklanıp işkence sonucu hayatını kaybetmiş.
Tuhaf başlıklı bu kısa romandaki olaylar, yasalara göre ne gemi ne de fabrika olan bir ortamda, Hakodate Limanı'ndan Kamçatka( SSCB) sularına açılan Hakkő-maru adlı yengeç konserveleme gemisinde geçer.
Fabrikalar Kanunu'nun da Deniz Ticaret Hukuku'nun da dışında kalan bu fabrika-gemiler, sermayeciler( Kapitalistler) için tam bir sömürü cennetini ifade ederken balıkçılar, tayfalar, ateşçiler ve ergen miçolar içinse bir sömürü cehennemi anlamına geliyordu.
1920'lerde geçen birtakım gerçek olayların etkisiyle bu romanı yazan Takici Kobayaşi'nin tek amacı, bu kanunsuz sömürü cehennemlerinin evrensel bir hikâyesini yazmaktır.
Oldukça akıcı ve sürükleyici ve gerçekçi bir anlatımı var yazarın. Metinde işçilerin konuşmalarındaki yöresel ağız ve şiveler, argo ve küfürlü sözler, sokak ağzı canlı bir şekilde verilerek metnin dili zenginleştirilmiş. Yazar metinde bol benzetmeli betimlemelerle de anlatımı derinleştirmiş.
İşçilerin denizde bir geminin içinde çok zorlu şartlarda çalışmaları, neredeyse hiçbir hakka ve konfora sahip olmadan köle gibi sömürülmeleri, hayatlarının bile değersiz olması ve sermayedarlarınsa onların emekleriyle milyonlar kazanıp zenginleşmeleri abartıya kaçmadan ama gerçekçi ve sarsıcı şekilde anlatılıyor.
Japon proletarya edebiyatından da bu kitaptan da Takici Kobayaşi'den de haberim yokken #kitapagacidevrialemkitapkulubu nde bu eseri okumaktan mutluyum. Moderatörümüz @pinuccias'ımıza teşekkürler.
Kitabın en çok beğendiğim yönü alışıldık ana karakterlerin olmaması, kişilerin isimlerinin kullanılmaması oldu. Varlıkları hiçe sayılan işçi sınıfının adlarıyla değil yaptıkları işle anılması; ateşçi, balıkçılar, üniversiteli vb. kitaba çok şey katmış. Kekeme işçinin önderliği, işçilerin Çinli tercümanla olan ilginç diyaloğ... güzel detaylardı. Romanın sonunun umutla bitirilmesi de hoşuma gitti. Sevdim kitabı, keşke böyle birkaç kitabını daha okuyabilsek yazarın.