8/10
·192 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 03:03
İmparatorluk sanatı, sömürgecilik ve milliyetçilik kavramlarını iç içe işler. Falih Rıfkı Atay, Osmanlı İmparatorluğu’nu, Trakya’dan Erzurum’a uzanan geniş bedeniyle, sömürge ve milletlerin hizmetine sunulmuş ve artık sütle karışık kan veren hasta bir canlıya benzetir. Bu yorumu, özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında Suriye-Filistin ve Kanal cephelerindeki durum üzerinden yapar. Ayrıca, Afrika topraklarının kaybediliş sebeplerini değerlendirirken şu tespitlerde bulunur: O dönem bu bölgede yaşayan insanlara "Türk müsünüz?" diye sorulduğunda sıklıkla verilen cevap "Estağfurullah" olurdu. Osmanlı İmparatorluğu, bu toprakları ne vatan olarak benimseyebilmiş ne de sömürge haline getirebilmiştir. Adeta ücretsiz bir tarla ve sokak bekçisi görevini üstlenmiştir. Hal böyleyken, binlerce Anadolu gencinin zorlu koşullar altında bu topraklarda savaşmasının ne gibi bir mantığı olduğu sorgulanmaya değerdir. Filistin meselesine de değinmeden geçilmez. Kudüs’te oteller adeta yarı kilise gibidir; hizmetkârları yarı papaz, hizmetçileri ise yarı hemşiredir. Yahudi-Arap meselesine gelindiğinde tablo nettir: Küçük bir Yahudi topluluğu ve onların gölgesinde kalan altı yüz bin Arap. Bu yeni Filistin’de modern kasabalar ve köyler Yahudiler tarafından inşa edilmiştir, bu yepyeni bir Filistin’dir. Ancak bu topraklarda Müslüman Araplar Yahudilerin hizmetinde çalışmaktadır. Üzümü Arap işçiler sıkar, şarabını Yahudiler içer. Yahudiler, o dönemde sermaye güçlerini kullanarak bölgeyi kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmiş ve diğer Avrupa devletleri bugünkü gibi o zaman da bu durum karşısında bir tepkisizlik sergilemiştir. Bu detayları açığa çıkaran tespiti Falih Rıfkı Atay'ın eserinde bulmak mümkündür.
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
·
30 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.