Psikolog Yeşim Taş Türköz’ün kaleme aldığı sekiz öyküden oluşan bu kitap, bir psikoterapi yaklaşımı olan psikodramanın, “Büyü Dükkânı” (Magic Shop) isimli tekniğinden esinlenerek kurgulanmıştır. Büyü Dükkanı, yemyeşil tepelerin arasında ve ortasından küçük bir dere geçen büyü vadisinde yer alır. Dükkanın sahibi yaşlı bir bilgedir. Buraya insanlar en çok istedikleri şeyleri gerçekleştirmek için gelir. Bu en çok istedikleri şeylerin karşılığında da yaşlı bilge sıkı bir pazarlıkla kişinin hayatında önemli bir yere sahip bir parça talep eder. Büyü Dükkanı’ında ödemeler para ile yapılmaz, kimi zaman bir duygunuzdan, kimi zaman bir anınızdan, kimi zaman bir yeteneğinizden, kimi zaman ise bir sevdiğinizden vazgeçerek ödemeler yapılır. En çok istediğiniz şeyler karşısında vazgeçmek zorunda kalacaklarınızı düşündürerek gerçekte en çok istediğiniz şey olup olmadığına karar vermenizi sağlamayı amaçlayan bir dükkan. Bir öyküde geçen şu ifade bu fikri çok güzel özetliyor: 'Gülleri koklamak uğruna yerdeki papatyaları eziyorsunuz; ama ne papatyaların farkına varıyorsunuz ne de gülleri gerçekten koklayabiliyorsunuz.' Papatyaları ezmeden gülleri koklayabileceğimiz farklı bir yol bulunabilir mi?
Başka bir hikayede müşterilerden biri, mutluluğu bir kibritin alevine benzetmişti. 'ya esen bir rüzgar söndürür, ya siz üflersiniz ya da sonuna kadar yanıp kendiliğinden söner' diyor. Kibritin alevi önünde sonunda söner ama başka bir kibrit yakma şansınız daima vardır.
Sorsanız herkes cennete gitmek ister ama cennete gidebilmek için öncesinde ölmeniz gerekir. Yaşlı bilgemiz Büyü Dükkanı'na gelen müşterilere en çok istedikleri şeyler uğruna ödeyeceği bedeli gerçekten ödemeye hazır olup olmadıklarını hatırlatır.
Çok büyük beklentilere girmeden okunabilecek güzel bir kitap.