Aziz İstanbul , Yahya Kemal Beyatlı ’nın bir şehri anlatmasından çok, ona duyduğu derin bağlılığı ve vefayı dile getirdiği bir eserdir. Bu kitapta İstanbul; sokakları, semtleri, camileriyle anlatılan bir mekân değil, bir medeniyetin ruhudur. Yahya Kemal Beyatlı , İstanbul’a uzaktan bakmıyor, aksine ; onun içinde yaşamış, sesini duymuş, geçmişini bugüne taşımaya çalışmış bir tanık olmuş.
Eserde hissedilen asıl duygu nostaljiden çok , kaybolan bir zarafetin farkındalığıdır. Yazar, geçmişi körü körüne yüceltmez; ama geçmişin taşıdığı ölçüyü, estetiği ve inceliği bugünün telaşıyla yan yana koyar. Bizler, bu satırlar arasında sadece İstanbul’u değil, zamanla değişen insanı ve hayatı da düşünmeye başlıyoruz.
Dil sade görünür ama derindir. Cümleler süslü değildir; buna rağmen güçlüdür. Okurken insan yorulmaz, aksine durur ve düşünür. Kelimelerde bir musikî hissi vardır; sanki metin okunmaz da dinlenir. Anlatım sakin, ağırbaşlı ve samimidir. Yahya Kemal Beyatlı yüksek sesle konuşmaz; sessizliğiyle etki eder.
Aziz İstanbul , bir şehir kitabı olmaktan öte, bir hafıza ve aidiyet kitabıdır. Okuyana şunu hissettirir: Şehirler değişirken yalnızca binalar değil, ruhlar da eksilir. Yahya Kemal Beyatlı ’in yaptığı şey, o eksilen ruhu hatırlatmaktır. Bu yüzden kitap bittiğinde insan İstanbul’u sadece sevmez; ona karşı bir sorumluluk hisseder.
Tavsiye edilir.....
Kitapla ve sevgiyle......