·556 syf.····Okunma: 11 Ocak 2026 15:54 Kitap Adı: Gazap Üzümleri
Yazar: John Steinbeck
Çeviri: Belkıs Dişbudak
Tür: Roman
Sayfa: 558
Değerli Kitapseverler:
Ocak ayının ikinci haftasınd Gazap Üzümleri’ni PDF formatından okudum . Steinbeck’in daha önce Fareler ve İnsanlar’ını okumuştum; ama bu kitap, onun kaleminin ne kadar derin ve acımasız olabileceğini bir kez daha gösterdi.
Evet, dili güzel ama aynı zamanda yorucu. Çünkü her cümlede betimleme var. Toprak, güneş, açlık, yol, yüzler.
Hepsi tek tek gözünün önünde beliriyor. Bazen “Bu nasıl bitmeyen bir yol?” dedirtiyor, bazen de “İnsan bir lokma ekmek için tarihte neler yaşamış…” diye düşündürüyor.
Steinbeck aslında şunu yapıyor: Umutsuzluktan umuda giden yolu çiziyor.
Ve şunu da hatırlatmak gerekiyor:
“Bu kitap yoksulluğu anlatmıyor; insanın insanlıktan nasıl çıkarıldığını anlatıyor.”
Hikâye
1930’ların sonunda Amerika’nın bazı bölgelerinde topraklar çoraklaşıyor. Güneş kavuruyor, mahsul bitiyor. İnsanlar bir toprağa bakıyor, bir de kendilerine ve çareyi göçte buluyorlar. Ama bu göç, haritada kısa; hayatta ise çok uzun. Herkesin göç için ayrı bir umudu var: Kimi daha iyi bir hayat, kimi sadece daha çok meyve yemek, kimi aç kalmamak istiyor.
Yol onları açlıkla, korkuyla ve insanın insana ne kadar acımasız olabildiğiyle sınava sokuyor. Karın tokluğuna çalışmak, kamp kurmak, birlik olmak zorunda kalmak.
Ve bir adamlık iş için herkesin birbirini elemesi. O yol, insanı insanla tanıştıran bir öğretmene dönüşüyor.
Kitabın özü:
Kitaptan aldığım en sert ders şu cümlede gizli:
“Tek zengin olan insandır. Fakirler ise zenginleri yücelten ve var eden…”
Bugüne bakınca insan ister istemez şunu diyor:
Pek de bir şey değişmemiş.
Steinbeck bize şunu soruyor:
“İnsan olmak kime tanınan bir ayrıcalıktır?”
Alıntılar
Kitap boyunca altını çizdiğim bazı cümleler:
- “İnsanlara yol göster diyen bir ses var içimde ama onları nereye götüreceğimi bilmiyorum.”
- “İnsanın soğuk olmadıkça mal sahibi olamayacağını öğrenmişlerdi.”
- “Toprağı tanımıyordu, ona güvenmiyordu. Bir tohum yeşermezse, hiç önemi yoktu.”
- “Göçmenler otoyollarda nehirler gibi akıyordu. Açlıkları gözlerinden okunuyordu.”
- “Herkes bilinmeyen bir yere gittiği için korkudan birbirine sokuluyordu.”
- “İnsan tek bir ruh değildir. Koskoca bir ruhun küçük bir parçasıdır.”
Bu da benden olsun: “Hiçbir yol bu kadar uzun sürmemişti, üzüm yeme hayali hiç bu kadar imkânsız gelmemişti.” Aylin Özgür