·160 syf.····Okunma: 11 Ocak 2026 16:35 • De Ki İşte / Oruç Aruoba •
Felsefe kitabı olarak konumlandırılmış bu eser parça parça metinler halinde düzenlenmişti. Hem şiir gibi hem değil, hem öykü gibi hem değil. Yazar ölüm (de), yaşam (ki), felsefe (işte) konularında üç başlık olarak aklından geçen düşünceleri belli bir düzene bağlı kalmadan aktarmıştı. Oldukça vurucu, düşündürücü cümleler ile karşılaştım, çokça cümlenin altını çizdim. Son bölümün aksine ilk iki bölüm daha çok hoşuma gitti.
Ölüm (De) bölümünde, okuyucuya yaşam ile ölümün farkları hakkında iletim sağlanmış. Bir gün ölümün bizi bulacağı gerçeği kaçınılmaz olduğundan yaşamamız gerektiği öğütlenmiş. Ayrıca yazar, aslında yaşama anlam katan şeyin ölüm olduğunu, her ne kadar ölüm soğuk bir gerçek olarak karşımıza çıksa da ölümsüz bir yaşamın ne kadar anlamsız olabileceği gerçeğini okuyucuya sunuyor.
“Yaşam ne denli gecikirse geciksin, ölüm hep zamanında gelir. Ölüm gecikmez.”
Yaşam (Ki), insanın savrulduğu tüm yolların toplamı olarak karşımıza çıkar. İnsan sürekli bir gaye peşinde ömrünü geçirir, hep bir yerlere varma çabasındadır ve oraya vardığında ne yapacağının aslında kendi de farkında değildir. Belki de sürekli bir yerlere yetişmeye, bir amaç uğruna kendini heba etmeye adadığı şey yaşamın kendi anlamıdır. Bedel ödemeye hazır olundunduğunda atılan adımlarla yaşama yön verilir. Bu yönlenme ya yükseliş, ya batış olacaktır…
“Yaşam, yazarı da, sahneye koyanı da, baş oyuncusu da sen olan; ama senin yalnızca seyircisi olduğun bir oyundur.”
Felsefe (İşte), anlamsızlığı anlamlılığa itme çabası olarak tanımlanmıştır. Bu iş, felsefe yapan kişinin ne olmadığını kesinlikle bildiği; ama, ne olduğunu bilmediği bir iştir. Yazar, Wittgenstein, Nietzsche, Kant gibi ünlü filozofların düşünceleriyle bu bölümü desteklemiştir.
“Felsefede önemli olan düşüncenin kendisi değildir. Bütün düşünülebilir düşünceler zaten şu ya da bu biçimde daha önce düşünülmüştür; önemli olan, düşüncenin dile getiriliş biçimidir. “Yeni” anlam ancak orada bulunabilir.”