Hayalden Hiyele
El Cezeri, 12. ve 13. yüzyıllarda yaşamış, bilim dünyasının rotasını değiştirmiş ünlü bir Türk-İslam bilginidir. Leonardo Da Vinci'den tam 300 yıl önce karmaşık mekanik sistemler geliştiren El Cezeri, dünyanın ilk sistematik makine mühendisliği kitabı kabul edilen “Kitâb fî Maʿrifeti’l-Ḥiyeli’l-Hendesiyye” adlı eserinde, hayranlık uyandıran pek çok çizim ve tasarıma imza atmıştır.
Burada "hiyel" kelimesini etimolojik olarak incelediğimizde, Arapça "hileler" kelimesinin çoğulu olduğunu görürüz. Ancak İslam medeniyetinin zirvede olduğu Orta Çağ'da hiyel sözcüğü; akıl, teknik, beceri ve ustalıkla kurulmuş mekanizmaları ifade etmek için kullanılıyordu.
İhsan Oktay Anar’ın Kitab-ül Hiyel romanı da tam bu kavramın merkezinde; Osmanlı'nın son yıllarında yaşamış üç mucidin hayalleri ve hiyelleri arasında geçer: Yafes Çelebi, Calud ve Üzeyir.
Anar’ın bu mucitlerin fikirlerini ve tasarımlarını en ince ayrıntısına kadar açıkladığı kısımlar teknik bir yoğunluk barındırsa da, anlatılan dönemi ve o hayallerin hiyele dönüşme sancısını düşündükçe, insan ister istemez büyük bir merakın içinde buluyor kendini. Acaba bu hayaller tam anlamıyla hiyele dönüşseydi dünya nasıl bir yer olurdu?
Bu kitap, gücün ve iktidarın; "iyi" ve "kötü" insanların eline geçtiğinde neler yapabileceğini, nasıl yıkımlara veya inşalara yol açabileceğini ustalıkla sunuyor. Bizlere düşen ise İhsan Oktay Anar'ın o puslu ve büyülü dünyasında, hayal ile gerçek arasındaki ince çizgide bir yolculuğa çıkmak…