·344 syf.····Okunma: 10 Ocak 2026 17:18 Mülksüzler...
Kitabın son sözü besleyici şekilde yazılmıştı. Son sözde yer alan kitabın isminin ve yazarın Dostoyevski'ye göz kırpdığının açıklanması da çeviri edebiyat ile neleri kaçırdığımızı gösterdi. Neyse ki Bülent Somay'a ait değerli yorum kitabın arkasında vardı.
Gezegenlerin isimleri, haritalar, kurulan dünyalar... Her biri çok ince düşünülmüş, sizi kendi gerçekliğinizden koparıp bambaşka gerçekler arasında dolaştıran, eş zamanlı olarak iki farklı dünyayı ve zamanı deneyimlediğiniz, zamanı kendine dert edinmiş, toplumu kendine dert edinmiş bir kitap.
Bununla birlikte kitap içinde yer alan gezegenler arası karşıtlık ve denge, fikir ayrılıkları ile bakış açısı farkları çok güzel anlatılıp bir o kadar da görsel manada iyice betimlenmişti. Ben de karakterlerle birlikte yolculuk yaptım, yemekhanede yemek yedim ve bloklarda uyudum. Fizik ve mühendislik, fikir ile madde ayrımı ise bence çok önemli ve yerindeydi.
Kitabın kapağındaki çok ilgimi çeken ve çok beğendiğim kapak resmi ise Deniz Bilgin'e ait.
Kitaba dair detaylar o kadar incelikli ki... Kitap; ismi ve kapağından başlayarak, konusu ve biçimiyle okuduklarım arasında bambaşka bir yerde duruyor. Kitaptaki anlatı döngüsel bir yapıya sahip ve kahramanımız, hep evi arıyor ama ev de kendi de sürekli değişiyor. Ki burada da zaman vurgusu çok güzel yapılıyor.
Shevek’in de dediği gibi: “Gerçek yolculuk geri dönüştür.” Kitap tam olarak bunu yapıyor. Okuru başladığı yere geri getiriyor ama artık aynı okur değil.
Son olarak söyleyebilirim ki, Mülksüzler benim için yalnızca sevilen bir kitap değil; düşünceyle, biçimle ve etikle kurulmuş bütünlüklü bir deneyim oldu.
Ve net olarak söyleyebilirim ki aşk bence böyle bir şey.