·448 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Ocak 2026 22:26 Tam tamına 1 yıl önce 1.kitabını bitirdiğim kitabı o kadar özlemişim ki. Resmen karakterlerle, kurguyla hasret giderdim. İnferno kurgusunun güzel mantık çerçivesine oturtulduğu, her olayın işleyişinin, her karakterin gelişiminin buram-buram hissedildiği bir seri. Bir seri düşünün ki, kitapları 400 sayfa civarlarında, bölümlerinin uzunluğu asla sıkmıyor ve her olay kendi zamanında, asla gereksiz uzatılma olmadan, olması gerektiği gibi baymadan ilerliyor, her 3 kitapta hem birbirini izleyen olaylar, sırlar çözülüyor, hem de karakter gelişimleri olması gerektiği gibi işleniyor ve final yapıyor...Böyle bir serini ne mi yapmak lazım? Öpüp başımıza koymak...
Kitap giriş bölüm (6 sayfa) ve 17 bölümdem, 447 sayfadan oluşuyor, bölümler min 10, max 33 sayfa aralığında değişiyor. Betimlemeler de mevcut, ama bu, kitabın o dark havasını hissettirmeye hizmet ettiğinden okuru sıkmıyor, aksine evreni daha çok açıklıyor, karakterlerin birbirlerine olan duygularını anlamamıza yardım ediyor.
2.kitap giriş bölümü ve 1.kitabın finalinden sonraki olaylarla devam ediyor. Genelde 2.kitaplar ara kitap olur ki, esas olaylar 3.kitapla birlikte devam eder. Ama İnferno öyle kurgulanmış ki, her kitap mühüm olayları, travmaları, gizemleri ve sırları kendinde barındırıyor. Mesela 1.kitapta aklımızda soru olarak kalan bir çok meseleni bu kitapta çözdük, sadece son bir kaç tamamlayıcı noktalar kaldı, o da 3.kitapla çözülecek.
İnferno'yu sevmemi sağlayan en büyük sebeplerden biri güçlü ana karakterler, sıfır cinsiyetçilik, karakterlerin travmaları üzerinde çalışmaları ve her karaktere özen gösterilmiş. Konusu zaten mükemmel ve farklı, yunan mitolojisi ile harmanlanmış karakterler, Helen ve Demir, aralarındaki tutku, aşk, romantizm, o mükemmel ötesi çekim ve başka bir çok şey bu seriye bağlanmama sebebiyet verdi. Haden Persephone'si, Demirin Heleni, onların sahneleri o kadar tutku ve aşk doluydu ki, büyülerini bozmak istemiyorum, her kesin onları kendi gözlerinden keşf etmelerini isterim.
Alıntılarına hayran olduğum serilerden biri, gerçekten. 2.kitapta o kadar gizemin üstü açılıyor ki, az da olsa bile, konuşup büyüsünü bozmak istemiyorum.
Konusunu okuyup, beğendiyseniz, uyarı kısmını okuyup, yetişkin içerik barındırdığını idrak ederek okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bu seri çiçekli, böcekli çerez bir seri değil, anlattığı, işlediği konular ve cinsellik, kan, şiddet, teknolojinin imkanlarından suistimal, karakterlerin geçmiş travmalarını içeren 3 kitaplık bir seri.
Kitapta beni duygusal anlamda en zorlayan olay kelimenim tek anlamıyla Demirdi. Demirin geçmişi, takıntıları, ama Helen için, Persephone'si için yenmeye çalıştığı, kendine bile anlatamadığı, hiçbir psikolog seansında anlatamadığı geçmişini Persephone'sine anlattığı sahneler çok değerliydi.
Diğer sevdiyim bir detay kitapta her kesin zeki ve mizahının güçlü olmasıydı, Helenle Demirin, Demirle Arazın, Demirle Hektorun, Demirle Yalının, Demirle Ensar ve Alinin eğlenceli dialogları kitabı akıcı kılan sebeplerden biri. Demirin Helen sayesinde aile kavramını öğrenmesi, Alinle adeta gıcık abi-kardeş ilişkileri, Ensara resmen kayınço demesi çok komikti.
Alin anlaşılması zor, ama bir o kadar da kolay karakterdi, okumak bazen sinir etse de, seyir zevki de veriyordu. İlahi Üçlemesi'nin sonraki serisi Alinle Ensarın hikayesi. Bakalım onların kurgusu basılacak mı ve basılacaksa, nasıl olacak?! Çünkü Ensarı keşf etmek gerekiyor, İnferno'daki bilgiler bile Ensarı tanımak için yetersiz.
3.kitapta Nikolaus Vasikalisin Alin ve Helenin başına ördüğü çorapları daha iyi anlayabileceğiz. O yüzden de beklemede kalacağım.
Son olarak dark romance tarzında yazılmış, yetişkin içeriğin de, yani çiftin arasında tutkulu bir çekimin bulunduğu, mafyatik, tehlikeli olayların döndüğü, erkek karakterle kadın karakterin büyük bir sırrı çözmek için birlikte yol almalarını içeren güzel bir seri arıyorsanız, mutlaka öneririm.
Benim için 9,5'lik bir kitap, ama asla 9 değil. Bu yüzden de 10/10.