Puan vermedi·520 syf.····Okunma: 12 Ocak 2026 00:20 UYARI!
SPOİLER veriyorum bir de TETİKLEYİCİ bir roman bu o yüzden psikolojik olarak hassas bir dönemdeyseniz incelememi okumayın.
İNCELEMEM AŞAĞIDA KALIYOR
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Romanı bitirdigimde şunu düşündüm gerçekten değdi mi Martin? Bu pislik insanların sen de yarattığı tahribata karşın kendi canına kıymana değdi mi?
Bu hayatta insanlar sizi yalnız bırakabilir size kötü davranabilirler ama bu kötü insanlar size bu kötülüğü etti diye sizin kendinize küsmeye hakkınız yok ya da hayatınıza yeni insanlar almamaya da hakkınız yok. Sarsılmanız çok normal çünkü karşımızdaki insanlarla bağ kuruyoruz. Bu sarsılmaya karşı bir dönem insanlarla aranıza biraz mesafe koyabilirsiniz. Yalnız kalarak kendinize zaman verebilirsiniz ama komple ben kimseyle arkadaş olmayacağım ya da hayatıma bir daha insan almayacağım beni çok yaktılar beni çok üzdüler diye kendinizi insanlara kapatırsanız bir yerden sonra bütün herkesten nefret eden bir psikolojiye giriyorsunuz. Martin‘de de bu oldu. Onu intihara sürükleyen tek şey bu değil tabii ki.
Şunu bilmeniz gerekiyor ki size kötü davranan o insanlar hiçbir şey olmamış gibi kaldıkları yerden devam ediyor hatta size yaptıkları kötülüğün sizde nasıl bir etki bıraktığının farkında bile olmuyorlar bu yüzden SİZ DE DEVAM ETMEK ZORUNDASINIZ! Hayatımıza aldığımız her insan maalesef ömürlük arkadaşımız olmuyor bazı insanlar belirli bir dönem için hayatımızda olabiliyorlar bunu da yaşamadan göremiyoruz ve bilemiyoruz. Bu da hayatın döngüsünde olan bir şey maalesef. Biri gidip biri gelebiliyor bazen hiç kimse gelmiyor.
Martin yaşamayı bilmeyen bir karakter. Hep hayatta kalmaya çalışmış bir anda şöhret gelince hayat kalitesi artık yaşanabilir bir seviyeye ulaşıyor. Bu sefer o, bu hayat kalitesine ve şöhrete adapte olamıyor.
Ruth, bence Martin‘i gerçek anlamda sevmedi. Martin dış görünüş olarak yakışıklı, kaslı ve vahşi bir adam. Zaten her dönem kadınların ilgisini çekiyor. Ruth’un da ilgisini bu çekiyor çünkü Jack London’ın tabirine göre diğer burjuva adamlar Martin kadar vahşi değil. Ruth hiçbir zaman “Martin’i” sevmedi ama onu kontrol edebilmeyi sevdi kendi istediği yola getirebilmeyi sevdi. Martin’i en zor döneminde yalnız bırakabilir bir şey demiyorum. Çünkü Martin’e eziyet edip yanında öyle var olacağına Martin rahat bırakması daha iyi oldu.
Martin için en büyük darbeyi ablasının onu yalnız bırakması vurdu çünkü elalem sizi ortada bırakabilir ama genelde aile hep arkanızda olur. Martin’in anladığım kadarıyla anne ve babası da yok. Bir tane ablası var o da onu ortada bıraktı bu çok yanlıştı.
Brissenden desen intihar etti ki Martin’i zaten bence içten içe o çok tetikledi ama yazar kitapta bunu bize hiç yansıtmadı. Brissenden gidince Martin komple yalnız kaldı.
Hizmetçisi Maria, Lizzie ve Brissenden gerçekten Martini hep sevip saydılar. Martin Lizzie’nin ona verdiği sevgiyi görüp aslında ben değerli bir insanım moduna giremedi. Lizzie Martin’de sorun olduğunu görebildi ama Martin’in eski halini bilmediği için çok bağdaştıramadı ne olduğunu tam anlayamadı ama Martin için elinden geleni yaptı. Lizzie Martin’e gerçekten aşıktı Ruth değildi. Belki Brissenden hayatta olsaydı belki Martin’in sonu böyle olmayabilirdi. Martin’e Lizzie, Maria, Joe ve ablası üzülmüştür Ruth’un onlar kadar üzüldüğünü düşünmüyorum.
Martin’in bir diğer sorunu da buydu kendine değer vermeyen biriydi kendini sevmeyi bilmiyordu kendine acımıyordu ve şefkatli davranmıyordu. Aşırı sömürücü işlerde çalışıp kitap yazmaya çalıştı olmadı bu sefer işsiz kalıp kitap yazmaya çalıştı bu sefer de aç kaldı. Kendini çok yıprattı. Martin hiç farkında değildi bunun. Bu bunalım bu çöküş bir günde gelmiyor. Bu hayatta en önemli şey mental ve fiziki sağlığınızdır başarıyı bir şekilde elde edersiniz ama sağlığınızı kaybettiğinizde hiçbir şey yapamazsınız ne başarılı bir insan olabilirsiniz ne mutlu bir insan olabilirsiniz o yüzden kendinize her zaman çok değer vermelisiniz.
Kitabı belki de bu kadar yavaş okuma sebebi benim de işsiz olduğum ve hayatı sorguladığım bir dönemde okumam o yüzden Martin’i biraz anladım. Hem işsiz olduğum için kitap okumayı erteliyordum hem de kitabın belirli bir yerinden sonra Martin’in bunalım dönemi geldi orası biraz sarmadı. Eninde sonunda bitirdim.