·328 syf.····Okunma: 11 Ocak 2026 00:01 Öncelikle şunu en başta söyleyeyim, bu kitap için tam anlamıyla objektif olamıyorum. Bunu zaten önceki incelememde de itiraf etmiştim. Sebebi de belli: Kupa Prensi.
Kupa Prensi sahneye her girdiğinde kitabın havası değişiyor. Aldığı kararlar -doğru ya da yanlış olarak değerlendirmiyoruz asla-, karanlığı, gizemi ve her zamanki gibi ne yapacağı asla tam belli olmayan hâli… Hikâyenin beni içine çekmesinin asıl sebebi buydu. Kitabı elimden bırakamamamın, arka arkaya okuyup bitirmemin nedeni de bu oldu. Yani ben Kupa Prensini okumayı çokkk sevdim diye belirtmiş miydim yaa
Yazarın dili ve anlatımı zaten ayrı bir mesele. O masalsı hava, o sisli dünya, o kader - lanet - kehanet hissi… Yazar bu atmosferi yine kusursuz yakalamış. Ben resmen kitabın içine düştüm. Zaten biter bitmez üçüncü kitaba başlamam da her şeyi özetliyor.
Kupa Prensi ile Eva arasındaki çekim ve sahneler kitabın en sevdiğim kısımlarıydı. Yazar bu uyumu gerçekten çok iyi işlemiş. Eva’nın sonunda biraz da olsa karakter gelişimini okumak iyi geldi ya da ben saflığına alıştım bilmiyorum. Finalde, aşk için alınan kararlar ise beni hem şaşırttı hem de fazlasıyla etkiledi. O nasıl bir sondu öyleeeee
Mutlu son takıntım hiçbir zaman olmamıştır. Bazen mutsuz son ile bitmesi gerektiğini düşünürüm bir çok kitabın ama lütfen bunun sonu mutlu olsunnn.