Bazı incelemeleri de okudum sonrasında inceleme yazmaya karar verdim. Herkes tam anlamıyla fantastik bir roman beklemiş sanırım ya da reklam böyle yapılmış bilmiyorum ama ben yazardan zaten böyle bir şey beklemiyordum daha çok fantastik dünyanın içine sıkıştırılmış gerçeklik hakimdi. Zaten cehennem de herkese farklı bir yerin yansıması olarak görünüyordu. (Sanırım ben suan cehenneme gitsem muhtemelen iş yerimin bir versiyonunu görürdüm. )Yani burada cehennem aslında hayatta içinde bulunduğumuz konumu bilinçsizce nasıl cehenneme çevirdiğimizi anlatmaya çalışıyordu diye düşünüyorum.
Herkes Alice yargılamış ama sanki kimse bitirme tezi yazmamış gibi ya da okulu bırakıp memlekete dönmeyi düşünmemiş gibi (Ben doçente gidip hocam bu sene beni dersten bırakın ben bu ödevi yapamayacağım diye yalvardığımı hatırlıyorum.) Ayrıca mevzu sadece üniversite de değil iş hayatı da böyle başınıza birisini veriyorlar birisini sizin için mükemmelleştirip onunla rekabet etmenizi sağlamaya çalışıyorlar ve evet siz biranda kendinizi yarışır halde buluyorsunuz ve yine ilginç tarafı o yarışma da yine karın tokluğuna yaptığınızı fark ediyorsunuz mevzu zaten üniversitede değil bence sistem eleştirisi hep rekabet içindeyiz ama neden ? Hep zorbalanıyoruz niye ? Kaç gün iş uyku ev arasında mekik çektiğimi ve doğru düzgün yemek yemediğimi hatırlıyorum sonra o beyin karmaşası oluşuyor biranda Alice gibi verilmiş yanlış kararlar, yalnızlık, aniden gelen patlamalar ve sürekli arkanı savunma isteği ? Bence Alice sevmiyor değiliz ya da eleştiriyor değiliz Alice aslında biziz ve kendimizi görmek bu halde görmek bizim canımızı yakıyor.
Matematiksel önerme vs ben zorlanmadım ki yıllardır mantık görmüyorum ayrıca sosyal bilimler ağırlıklı bir eğitim almama rağmen gayet sade anlatmış bir de arkadaşlar eliniz de telefon var bir iki şeyi oraya da sorabilirsiniz yani bir kaç paradoks bilmek size belki biraz entelektüel hava da katabilir. İçindeki mesajlar yeterliydi bence sonundaki mesajda yeterliydi gelecek var ama insan gökyüzüne bakmayı unutmamalı yıldızların parlaklığını, havanin serinliğini , sevmeyi ve bazen her şeyin “kariyer” olmadığını fark etmeli. Çünkü günün sonunda ömürler bitiyor ve pişmanlıklar geriye kalıyor. Kitabı sadece üniversite olarak değerlendirmiyorum kariyer adı altında ezilip büzülen bir yerlere gelmeye çalışan bizim gibi gençler için olduğunu düşünüyorum. Tavsiyemdir. Özellikle didinip duruyorsaniz tırnaklarınızla kazıyıp hala 0 noktasında hissediyorsanız kendinizi.