“Dokuza Kadar On, yüksek sesle anlatmıyor; fısıldayarak iz bırakıyor. Okurken hikâyeden çok kendi iç sesinle karşılaşıyorsun. Ali Osman arkadaşımdan hediye gelmesi, bu sessiz kitabı benim için daha samimi ve unutulmaz kıldı.” ona burdan bir kez daha teşekkür ederim.
Kitap boyunca zaman kavramı sadece saatlerle değil; pişmanlıklar, suskunluklar ve söylenememiş cümlelerle ölçülüyor.
Yazar, büyük olaylardan çok küçük anların ağırlığına odaklanıyor. Bir bakış, yarım kalan bir konuşma, ertelenmiş bir yüzleşme… Hepsi “dokuzla on arasına” sıkışmış gibi. Dil yalın ama duygusu yoğun; süslü cümleler yerine içtenlik tercih edilmiş. Bu da metni samimi ve gerçek kılıyor.
Dokuza Kadar On, hızlı okunmasına rağmen etkisi uzun süren, altını çizerek ilerlemek isteyeceğiniz bir kitap. Özellikle içe dönük anlatıları ve psikolojik derinliği sevenler için güçlü bir kitap tavsiye ederim kitapla kalın:)
Dokuza Kadar On