Yaşamın sebebi bilinmese - hatta belki olmasa - bile, kanaatimce iki temel amacı var: Ölmemek ve çoğalmak. Tüm duygularımız, düşünce ve alışkanlıklarımız, en derinde bu iki amaçla anlam kazanacaktır. İşte aşk, bence tam bu yüzden başladığında şifaların en güzeli, bittiğindeyse hastalıkların en lüzumsuz fakat acı verenidir.
Genç Werther’in acı sonu aslında en başından bellidir. Onunki bir imkansızı gerçekleştirme teşebbüsüdür. Düşeceğini bilerek tırmanmak misali. Çünkü yürekten seçemez insan kimi seveceğini, sadece deneyip yanılmak suretiyle keşfeder. Artık eski yalnızlığına katlanamadığında, kavuşmak da bir seçenek değilse, atmali mi kendini ateşe, yoksa çürümeyi mi beklemeli sessizce?
İşte Werther’in bu cevaplama sürecini anlatır kitap. Her yolun ızdıraba çıktığı bir durumu ele alır. Bir yangından bahseder ve okuyucuyu da yakar kendisiyle. Muazzam bir dile sahip. Böylesine dolu ve bir o kadar hızlı akan bir eser daha hatırlamıyorum.
Kitabı oldukca beğenmenin beraberinde, tekrar okunduğu takdirde kurguyu destekleyen yeni ve ince detayların da dikkat çekeceği kanaatindeyim. Tavsiye ederim.