·336 syf.····Okunma: 10 Ocak 2026 17:17 Bu Romain Gary'nin mi hikayesi yoksa onu var eden -sümme haşa- annesinin mi?
Bence annesinin.
Güçlü bir kadının hikayesi.Hayatını evladına adayan bir annenin...
Daha ortada fol yok yumurta yokken, yoksulluk yakalarından düşmezken Romain Gary'ye sen konsolos olacaksın,kahraman bir asker olacaksın derken ne düşünüyordu acaba bu eli öpülesi anamız.Bu günümüz tabiriyle bir manifest miydi? Kendini gerçekleştiren kehanet mi yoksa?
Hep bu hayallerle,telkinlerle büyütülüyor sevgili yazarımız.O da hayırlı bir evlat olduğu için elinden geleni yapıyor.Annesi literally yememiş yedirmiş,giymemiş giydirmiş iken yazarımız da boş durmuyor ve seni saraylarda yaşatacağım ana diyerek annesinin hayalini kurduğu o evlat oluyor.
Hayatta birbirlerinden başka kimsesi olmayan ve birbirine sımsıkı sarılan bir anne ve oğulun gerçek hikayesi.Otobiyografi okumayı sever misiniz bilmem ama bu bildiğimiz otobiyografilerden biraz farklı.Yazar daha çok içini dökmüş gibi,annesinin aziz hatırasını onurlandırmak için yazmış gibi.Yazar olayları hafif nüktedan bir üslupla anlatmış ve bence iyi etmiş çünkü başka türlü ağlamaktan yazamazmış bence.
İnsanı Romain Gary'ye ısındıran bir kitap bence.Ben kendisine "Onca Yoksulluk Varken" adlı kitabıyla ısınmıştım zaten ama eğer siz hâlâ okumadıysanız size de önermek isterim sevgili followerlarım.