Kitapta yedi hikâye yer alıyor ve bu yedi hikâyenin ana fikri bana göre aile olmak, aile olabilmek ve aile sevgisi üzerine kuruluydu. Okurken bu hissiyatı yoğun bir şekilde aldım.
En çok sondaki Fesli Adam’ın hikâyesi içimde derin bir hüzün bıraktı. Mavi Zippolu Adam ise beni en fazla düşündüren hikâye oldu.
7 Hikâye 1 Fikirizm, kısa metinlerle uzun uzun düşündüren bir kitap oldu benim için. Her hikâye başka bir hayata açılan pencere gibi; kimi sert, kimi yorgun, kimi fazlasıyla tanıdık. Ortak noktaları ise hepsinin insanın içini dürtmesi.
Atakan Zehir, süslü cümlelerin arkasına saklanmadan, doğrudan ama çarpıcı bir anlatım kurmuş. Hikâyeler bittikten sonra asıl mesele başlıyor: okur olarak sen ne hissediyorsun, nerede duruyorsun? Çünkü bu kitap sadece anlatmıyor, tanıklık ettiriyor.
Bazı hikâyeler kısa olmasına rağmen etkisi uzun sürüyor; “burada benden bir parça var” dedirtiyor. Fikirizm kavramı ise kitabın sonunda değil, her hikâyenin arasında yavaş yavaş zihnine yerleşiyor.
Hızlı okunuyor ama kolay hazmedilmiyor. Bitirdiğimde elimde bir hikâye kitabından çok, farklı hayatların bıraktığı izler vardı. Sessiz ama güçlü bir okuma deneyimi oldu.Her bir hikâyenin kendi içinde bölümlere ayrılmış olması ise ayrıca çok hoşuma gitti.
Yazarın kalemi gerçekten çok güçlü; sade gibi görünen cümlelerin altına derin duygular ve anlamlar yerleştirmeyi başarıyor. Okuru yormadan, hatta fark ettirmeden içine çekiyor ve her hikâyede tanıdık bir his, geçmişten bir iz ya da içimizi sızlatan bir gerçek bırakıyor. Anlatımındaki samimiyet, karakterleri birer kurgu olmaktan çıkarıp hayatın içinden insanlar hâline getiriyor. Bu yüzden kitap bittiğinde hikâyeler geride kalmıyor; insanın zihninde ve kalbinde yaşamaya devam ediyor.