Puan vermedi·400 syf.··
2026 6. kitabı
Selam sizlere; tarihi kurgular ve gerçek hayat hikâyelerini kaleme aldığında kalemini konuşturan, satır aralarından mürekkep değil sanki duygu damlayan, okurken kalbinize, ruhunuza ve vicdanınıza dokunan @yazarseymademir’in #Gelin kitabı ile geldim. Bu öyle bir kitap ki… Bazen “ah” diyeceksiniz, çokça gözyaşı dökeceksiniz, bazen de “keşke” kelimesi boğazınıza düğümlenecek. Zelal… Küçük yaşta annesiz babasız kalmış, amcasının yanında büyümüş yetim bir kız çocuğu. Amcası onu kendi evladından ayırmadan büyütmüş, sevgiden eksik bırakmamış. Ama kader dediğimiz şey bazen doğduğun ev mi, yaşadığın coğrafya mı bilinmez… Zelal büyüdükçe güzelliği dikkat çekmiş ve isteyeni çoğalınca, henüz bir çocukken kendisinden on yaş büyük bir adama çocuk gelin olarak verilmiş. İsmail… İşte burada kader Zelal’e bir nebze olsun merhametli davranmış. Çünkü İsmail, yüreği güzel bir adam. Zelal’e kıyamayan, büyüyüp serpilenene kadar ona dokunmayacağını söyleyen, sevgisiyle inciten değil saran bir adam. Kayınvalidesi anne, kayınpederi baba olmuş; Zelal gelin değil, evin kızı gibi sevilmiş. O da sevilmek için elini işten, dilini güzellikten, yüreğini sevgiden eksik etmemiş. İsmail öğretmen olup şehre gidince, Zelal gelin köyde yalnız kalmış. Büyüdükçe laf söz de artmış. İşte burada Süleyman devreye giriyor. Kardeşi, yengesi için duvar olan, onu asla yalnız bırakmayan Süleyman… İsmail ne kadar sakin ve dinginse, Süleyman o kadar deli dolu. “Abim gel, gelinin büyüdü; köy konuşuyor, yoksa elim belaya girecek” demesi bile onun sahiplenişini anlatmaya yetiyor. İsmail gelinini alıp şehre getiriyor. Her şey güzel derken, bir hastalık İsmail’i yakalıyor… Ve maalesef Zelal, çocuğunu doğurmadan eşini toprağa veriyor. İsmail’in şefkati, naifliği, güven veren elleri bir anda kayıp gidiyor. Zelal yine sahipsiz, yine yapayalnız… Köy yeri… Genç, güzel, dul bir kadınsan kimsenin umurunda acın olmuyor. Kan kokusu almış çakallar gibi etrafını saranlar eksik olmuyor. Kayınvalidesi kapı, Süleyman duvar oluyor ama yine de her şeye engel olunamıyor. Ve sonunda… “Yengeni sen al” deniliyor. Evet… Benim de tüylerim diken diken oldu. Kabullenmesi zor, akıl almaz ama o dönemin örfü, adeti, şartları içinde “olması gereken” diye dayatılan bir kader. Bundan sonra neler oluyor derseniz, mutlaka okuyun derim. Gelelim bana kalan hislere… O dönemde Zelal’in karşısına İsmail gibi bir adam çıkmasaydı neler yaşardı, kimlere yem olurdu düşünmek bile istemiyorum. Yıllar Zelal’e birçok ölüm gösterdi, her ölümle sırlar açığa çıktı. Yurdundan oldu, yerinden oldu. Utancından, yüreğine yediremediğinden sustu… Ama ben, dünya gözüyle o suskunluğun bir kez olsun çözülmesini çok isterdim. Beni en çok yaralayanlar; Emin’in ölümü, Süleyman’ın bir kelimeyi bile duyamadan yaşadığı eksiklik, Narin’in neden çocuk gelin olmasına izin verildiği sorusu… “Ah” diye diye isimler bitmedi. Hatta Narin’in hikâyesinin biraz havada kaldığını düşünüp “acaba ayrı bir kitap olur mu?” diye içimden geçirmedim değil. Kısacası Zelal Gelin, sizi gözyaşına boğacak ama aynı zamanda sevginin; dilinin, zamanının, fedakârlığın, güvenmenin ne demek olduğunu da iliklerinize kadar hissettirecek bir kitap.
2026 Okuma Raporları
GelinŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 2025273 okunma
·
29 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.