EzelebetPayelll
Selam kitap dostlarım
Size kalemini çok sevdiğim, yeri bende her zaman çok ayrı olan sevgili payelll’in #Ezelebet kitabıyla geldim.
Yazarın neredeyse tüm kitaplarını okuyan ve her defasında kalemine hayran kalan biri olarak bu kitapta bambaşka bir tat aldım. Bu defa sadece bir aşk hikâyesi okumadım; geçmişin sırlarıyla, kaderin ince oyunlarıyla ve yıllar sonra birbirinin hayatına dokunan iki kardeşin umut dolu bağını okudum. Sayfalar ilerledikçe duygularım katman katman derinleşti, bazı yerlerde gözlerimin dolmasına engel olamadım.
Talya benim için olgunluğu, zekâsı ve hayata tutunma çabasıyla çok güçlü bir karakterdi. Hayat onu yormuş, eksiltmiş ama yine de dimdik ayakta kalmayı başarmış. Ezel’e gelince… Onun için söylenecek o kadar çok şey var ki. Zeki, güvenilir, dost olmayı bilen ve âşık olduğunda tüm benliğiyle seven gerçek bir “aşk adamı”.
Helen ise… Geçmişi acılarla dolu olmasına rağmen güçlü duruşu, pozitif enerjisi ve hayata karşı direnciyle kitaba bambaşka bir dinamizm kattı. Onun dönüşümünü okumak, korkularıyla yüzleşmesini görmek çok etkileyiciydi.
Kitabın daha ilk sayfalarından itibaren “Ne oldu?”, “Ne olacak?” soruları zihninizde dönüp duruyor. Çünkü yazar, cevapları hemen vermiyor; sizi sabırla, merakla ve duyguyla örülmüş bir yolculuğa çıkarıyor. Son sayfalara kadar gerçekler bir bir açıldıkça şaşırmaya devam ediyorsunuz.
Birçok karakteri sevdim ama Ezel, Helen ve Hera benim için bambaşka bir yerde. Onlara ayrı ayrı bağlandım, sahnelerini okurken içim ısındı. Kitabın ilerleyen bölümlerinde dahil olan yeni karakterleri de ayrıca sevdim. Yazara gerçekten şapka çıkarıyorum; bazı şeyleri tahmin ettiğimi sansam da beni ters köşeye yatırmayı başardı. Gizemli geçmiş, saklanan gerçekler ve beklenmedik detaylar beni fazlasıyla şaşırttı. Kitabı okurken ara ara yazara heyecanımı aktarmak da bu okuma deneyimini benim için daha özel kıldı.
Yazarın eline emeğine sağlık bayıldım. Kalemin daim olsun.
Konusu
Talya, otuz yaşına gelmiş, eşini bir trafik kazasında kaybetmiş bir kadındır. On yaşında bir kızı vardır ve hayatındaki en büyük korkusu, onu babasından sonra kendisinin de yalnız bırakma ihtimalidir. Hastaneye yaptığı bir kontrolde kanser olduğunu öğrenmesiyle dünyası başına yıkılır.
Bir gün arabada fenalaştığında, Ezel su almak için bir markete girer. Çıkışta ise hayatının şokunu yaşar; içeride Talya’ya tıpatıp benzeyen bir kadın görmüştür. Bu karşılaşma, geri dönüşü olmayan bir sürecin başlangıcı olur. Yapılan takipler ve gizli testler sonucunda, Helen adlı bu kadının Talya’yla aynı gün doğduğu ama farklı hastanelerde dünyaya geldiği ortaya çıkar.
Bir kardeşinin varlığı Talya için yeniden umut demektir. Helen’den bir yıl boyunca kendi yerine geçmesini, hayatını ve kızını emanet almasını ister. Helen için bu istek akıl almazdır. Zor bir geçmişten gelen, hayata tek başına tutunmuş bir kadınken bir anda kendisine tıpatıp benzeyen biriyle ve bambaşka bir hayatla karşı karşıya kalır. Ama zamanla aralarında güçlü bir bağ oluşur.
Talya’nın sevenleri olduğu kadar sevmeyenleri de vardır ve Helen bu dünyaya adım attığında her şey sandığı kadar kolay olmaz. Bu süreçte Ezel, Helen’i bir an bile yalnız bırakmaz. Birlikte güçlü bir uyum yakalarlar ve zamanla bu bağ, yerini aşka bırakır.
Talya ise yurt dışında tedavi olmaya gider…
Peki, Helen bir anda zengin bir hayata, hiç anne olmamışken bir çocuğun sorumluluğuna ve başkasının geçmişine nasıl uyum sağlayacaktır?
Bu soruların cevapları, kitabın duygusunu daha da derinleştiriyor. Ezelebet, kader, aile, fedakârlık ve aşk üzerine uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir hikâye sunuyor.