"Yirmi yılın sonunda gele gele buraya gelmek. Kimsenin kabahati değil. Bir tek benim, baştan sona benim suçum."
Annie Ernaux'un ilk kitabı Boş Dolaplar. Hikayemizin ana karakteri Denise Lesur'dur. Fransa'da kürtajın yasak olduğu bir dönemde hamile kalmış ve kaçak bir şekilde kürtaj yaptırması gerekmiştir. Hikayemiz burada başlıyor ve buradan geriye gidiyor. Kürtaj sürecindeki sancılı dönemde nasıl bu hale geldiğini sorguluyor. Çocukluğunu, zamanla ailesi ile uyum sağlaması gereken toplum arasındaki farkları, bu farkların kendisinde yarattığı izlenimi ve topluma kendisini kabul ettirmek için yaptıklarını, çabalarını bizlere anlatıyor. Ailesinin bakkal-kafesinden uzanan bir yolculuk.
Aslında Annie Ernaux'un kendi deneyimlerini başka bir karakter üzerinden anlatmasıdır. Babamın Yeri kitabını okuduktan sonra tanıdık bir başka hikayeye geçiş yapıyor gibiyiz. Bu sefer Annie'nin gözünden koşulları görüyoruz.
Kitabın arkasında da belirtildiği gibi eğitimsiz işçi sınıfı ile eğitimli burjuva sınıfı arasında sıkışan Denise, okudukça, öğrendikçe ve yeni çevresindeki insanları gördükçe ailesinin ait olduğu dünyadan uzaklaşmaya hatta o dünyadan nefret etmeye başlar. Babamın Yerinde babasının işçilikten küçük esnaflığa geçişi bir başarıyken, Denise'in döneminde artık bu bir başarı değildi, varılabilecek daha yüksek mertebeler olduğunu görmüştü. O dünyanın parçası olmak için bu kadar çabalamasının ve çabasına rağmen yine de eksik kalmasının öfkesini görüyoruz. Denise ya çabalayıp burjuva sınıfına geçmek ya da ailesinin kaderini yaşamak arasındaki çizgide yıllarca hiç durmadan savaşmak zorunda kalıyor. En sonunda geldiği yerde ise kaçak bir şekilde kürtaj yaptırdığı o an, bu durumun eziyeti.
Seneler kitabı kadar iyi değil, henüz anlatım tekniğinin gelişmekte olduğu görülmekte gibi birçok yorum var. Babamın Yeri bambaşka bir biçimde, arada bir kalemi eline alıp not almak gibiyken, Boş Dolaplar bir düşünce seli ardı arkası kesilmeyen.