"20. yüzyıl bize hiçbir doktrinin mutlaka kendiliğinden özgürlükçü olamayacağını, hepsinin, komünizmin, liberalizmin, milliyetçiliğin, büyük dinlerden her birinin, hatta laikliğin kontrolden çıkabileceğini, hepsinin yozlaşabileceğini, hepsinin elinin kana bulaştığını öğretmiş olacak. Hiç kimse fanatizmin tekeline sahip değil ve tam tersine hiç kimse de insanlığın tekeline sahip olamaz."
•Amin Maalouf'un Ölümcül Kimlikler adlı deneme kitabı 1998 yılında yayımlanmış. Kitapta basit bir konu üzerinden yola çıkıyor, kendi aidiyeti.
•Lübnan doğumlu bir Hristiyan olup hayatının yarısını Paris'te yaşayarak geçirmiş olan kendisinin aidiyetleri, kimlikleri üzerinden yola çıkıyor. İnsanların ona sorduğu 'içinin derinliğinde' nereye ait hissediyorsun sorusu yerine, ait olduğu birden çok kimliği benimsediğini ve bu kimliklerin insanı oluşturduğunu, herkesin hayatının belirli evrelerinde kimliğinin bir parçasının öne çıktığını, zamanla bunun değişebildiğini ama bizi oluşturan şeyin kimlikler bütünü olduğunu ve bu nedenle aslında din, dil, ırk vb. herhangi bir ayrımın ne kadar manasız olduğunu bize anlatıyor.
•Kitabın ilerleyen kısımlarında ise dünyalılaşma üzerinde duruyor. Hem özümü, geldiğimiz kimliği koruyarak hem de aslında bir olarak, daha evrensel bir kimliğe bürünebileceğimize değinip bunun aleyhe ve lehe olabilecek kısımlarını tartışıyor.
•Kitabın politik söylemleri de söz konusu, hükümet sistemleri de tartışılıyor sona doğru ama deneme türünde olmasının bir sonucu bu. Amin Maalouf, yazarken gününün koşullarını da tartışıp eleştirmekten başka çaresinin olmadığı bir konu seçmiş.
•Son sözde ise torunum bir gün yetişkin biri olup, aile kitaplığında bu kitabı bulduğunda büyükbabasının zamanında hala böyle şeylerin konuşulmasına ihtiyaç duyulmasına hayrete düşmesini temenni ediyor.
Bizi biz yapan parçaların, kimliklerin sadece kültüre renk kattığı, bizleri ayrıştırıp ötekileştirmediği günlere...