Belki bir oturuşta rahatça bitirilecek bir uzunlukta bu kitap ama okurken bazı anlar o kadar ruhumu daralttı ki, yine de her fırsatımda okumaya çalıştım.
Aşk hikayemiz 1980'lerin önemli ve ilk siyahi ressamı Jean Michel Basquiat ve Suzanne Mallouk arasında geçiyor. Ben 80lerde New York'ta yaşadım lafının ne demek olduğu açıkça görüyoruz. 80lerde uyuşturucu kullanımın hat safhada olduğu bir dünyada New York'un sanat camiasını, ırkçılığı, AIDS'i her şeyi bulabilirsiniz. Andy Warhol, Madonna, Keith Haring ve daha bir çok insan bu kitabın bir parçası.
Kitaptaki aşırı uyuşturucu kullanımı ve etkisi, o dönemki ırkçılığa ilişkin kısımlar gerçekten okurken beni çok yordu ve kitap üstüme geliyormuş gibi hissetmeme neden oldu. Bu nedenle bazen ara verme ihtiyacı duydum. Ama yine de ikili arasındaki bu hastalıklı, bağımlılık derecesindeki aşk; birbirlerine açtıkları yaralar...
Aşk hikayesi okumak isteyen, sıkıcı olmayan bir biyografi okumak isteyen, 80'lerin New York'unu görmek isteyen herkes okusun. Bu kitabın bendeki en büyük yarası ise böyle bir hayatı bir daha okuyabilir miyim diye sorgulatması ve cevabının hayır olduğunu bilmem.