·408 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Ocak 2026 18:08 Yıkıcı bir aşk mı yoksa takıntılı bir ilişki mi olduğunu çözemediğim Bronte’nin inanılmaz eseri Uğultulu Tepeler, bu Tepeler’in kasvetli rüzgarlı tekinsiz atmosferinde Heathcliff ve Catherine’in yıkıcı yada takıntılı aşkını anlatıyor. Tabi buna aşk derseniz çünkü hangi aşk 3 nesil boyunca kan bağı olan bütün herkese nefret duymayı kin tutmayı ve intikam peşinde hayatlarını karartmayı kafaya koyduruyor?
Olaylar yetim ve ölmek üzereyken Heathcliff’ in Catherine’in babası tarafında tarafından eve getirilip sahiplenilmesiyle başlıyor. Ancak kimse Heathcliff’in bu aileyi yıkıma sürükleyeceğini bilmiyor. Ana karakterlerimiz Catherine ve Heathcliff sosyal statüleri farklı olan iki kişi. Catherine sakin bir yaz sabahı, Heathcliff ise vahşi bir fırtına gibi. Bu ikili bir süre sonra birbirlerini sevmeye başlasalarda aralarında büyük bir statü uçurumu var. Catherine bu uçurumdan geçmeye cesaret edemediğinden uçurumunu görebildiği sakin bir ev olan Linton’ı seçiyor bu da Heathcliff’in bu aileyi karanlık günlere itmesini körükleyen en büyük neden oluyor. Öyle ki bu nefret 3 nesil boyunca devam ediyor..
Dürüst olmak gerekirse ben tutkulu bir aşk romanı okuyacağımı düşünüyordum kitap beklediğimden çok farklı çıktı. Kitaptaki betinlemeler beni biraz korkutsa da ilerleyen sayfalarda buna alıştım. Kitabın başlarında olay örgünüsü anlamak biraz karışık geldi ne oluyor kim kimin neyi anlamakta zorlandım ama kitap Nelly olayları anlatmaya başladığı anda sisin dağılmasıyla herşeyin tekrar görünür olması gibi daha anlaşılır bir hal alıyor. Kitap son sayfalarına kadar çok sürükleyici ilerledi her bir bölümde Heathcliff daha ne kadar ileri gidebilir diye merakla okumaya devam ettim. Klasiklerden korkanlara bununla başlamasını tavsiye edebilirim her ne kadar 400 sayfa olsa da kitap kendini sıkmadan okutuyor sadece Nelly olayları anlatana kadar ona bir şans verin.