Bazı kitaplar sadece okunmaz, duygusu ruhunuza öyle bir nüksettiriyor ki kendinizi o dünyanın içinde buluyorsunuz.
Saint-Malo'nun dar sokaklarında, efsanevi "Ateş Denizi" elmasını korumak için zekasıyla kusursuz oyunlar kuran Marie-Laure’un direnişine hayran kalmamak elde değil. Ama itiraf etmeliyim ki beni en çok etkileyen Werner oldu. Kitabı okurken gidip yanına oturmak, o hüzünlü yüzüne uzun uzun bakmak istiyorsunuz.
Savaşın soğuk teknik detayları arasında, telsiz sesleri ve vicdan azabı içinde yolunu bulmaya çalışan bir ruhun hikayesi bu... Karanlığın içindeki o görülmeyen ışığı keşfetmek isteyen herkes bu yolculuğa çıkmalı.
__