Puan vermedi·1062 syf.····Okunma: 14 Ocak 2026 21:40 Anna Karanina üzerine inceleme girmek ne denli doğru bilmiyorum ama kafamda bir takım eleştiriler var ve ben bunları yazmalıyım. Üzerine yıllarca düşünülmüş asır atlamış okur kitlesini kaybetmemiş bir kitaptan bahsedeceğim şimdi.
Yıllardır okunmuş sevilmiş ve hep sevilen bu kitabı okurken bende çok sevdim ama benim için bazı eleştiriler oluştu. Birincisi Tolstoy kitapta neden Anna’dan çok Levin’i anlatmış? Bunun cevabını iki zıt kutbu anlatmış diye veriyor bir çok okur fakat ben öyle düşünmüyorum. Bence yazarımızın aslında anlatmak istediği inanç arayışı içinde olan Levin’di. Fakat kendisi de çok iyi biliyordu ki o dönemde bir kitabın okunması için olay örgüsünde bir magazin olmalı aksini yazarsa böylesine müzmin katı inançlı stabil yaşamlı birini kim okumak isterki? Bu sebepten Annayı tasvirledi, kitabının adını bile Anna koydu. Ama biz bin sayfa boyunca daha çok Levini ve arayışını okuduk. Benim kitabı okurken ki beklerim Annanın yaşadığı üzerine duygu durumunu, ruhundaki fırtınaları, kopuşları, inişleri çıkışları anlatsın. Ama o kadar yüzeysel anlatılmış ki komşu dedikodusu dinlemiş gibi hissettim. Hatta keşke bu kitabı Dostoyevski yazsaydı o daha ruhsal anlatırdı bile dedim. Annanın ölümü, öldükten sonra yaşanması gerekenler bile basitçe bir iki sayfaya sığdırılmış atılmış. Ne denli kıymetli ve becerikli bir yazar olduğunu bildiğim için de aklıma gelen aslında Levin’ i anlatmak isteyip de olaya mahalle dedikodusu katmazsa kitabı kimsenin okumayacağını bilmesi oldu. Yıllardır herkesin kafasında oluşan o sosyete güzeli gururlu Anna benim tahayyülümde oluşmadıysa bunda ben suçlu değilim sanırım.
Yine de keyifle okudum sizlerde keyifle okursunuz eminim.