Gönderi

9/10
·216 syf.··
2026 2. kitabı
Veronika Ölmek İstiyor Bir solukta bitirdiğim bir kitap oldu. Zaten psikoloji kitaplarına ilgim olduğundan çok iyi geldi. Kitap başlıktan da anlaşılacağı üzere intihar girişiminde bulunan Veronikanın başarısız denemesinden sonra yattığı akıl hastanesindeki olayları anlatıyor. Akıl hastanesinde her birinin farklı ve güzel hikayelerine değinilmesi çok hoşuma gitti. Kitapta sadece Veronikayı değil avukat Mariyi, büyükelçinin oğlu Eduard’ın da hikayelerine tanıklık ediyorsunuz. Beni en çok etkileyen bu iki karakterin hikayesi oldu. Onların hikayesinin yanında Veronika’nın zayıf bile kaldı diyebiliriz. Eduard ile Veronikayı birleştiren sanat düşkünlükleri ve aile baskısı ile bunu yapamamaları ve aslında ailelerin çocuklarının istedikleri meslek ve yaşamı vermemeleri konusunca baskınlıklarının sonuçlarını güzel anlatan bir kitap olmuş. Veronika piyanist Eduard ise ressam olmak istemesine rağmen aileleri hep (klasik Türk aileleri gibi) bunların bir meslek olmayacağını ve hobi olarak yapabileceklerini asıl bir meslek hukuk okumak veya diplomat olmak için çalışmaları gerektiği baskısı sonucu oluşan sonuçları görüyoruz. O yüzden hayatta ne istersek o olmak konusunda ısrarcı ve ebeveyn olduğumuzda da anlayışlı olmamız gerektiğini iyi hissettiren bir kitap. - [ ] —Spoiler—- Dr. İgor’un bir şeyler denediğini Veronika’nın ölümcül bir kalp hastalığının olmadığını kitabı okurken anlamıştım. Böyle bitmeyip Veronika ölseydi benim için sürpriz olacaktı. O yüzden çok harika bir son ile bitirdim kitabı. Kitapta en çok etkilendiğim şeyler ise toplumda insanların psikolojik rahatsızlıkları dolayısıyla tedavi gören insanları kabullenmememleri işlerine geri almamaları ve sanki her psikolojik hastalığı olanın deli olduğuna dair düşüncelerinden toplumun kopamadığı güzel işlenmiş. O yüzden avukat Mari başarılı bir avukatken panik atakları için tedavi görmesini istediği avukat arkadaşı sayesinde akıl hastanesine gidip tedavi olup iyileşmiş işe geri dönmesini istediğinde arkadaşının “Ben tedavi ol dedim, hastaneye yat demedim” cümlesi oldukça etkileyici ve toplumu anlatan bir hikayeydi. Özellikle küçük yerlerde bu durum kolayca duyulur ve kimse ona davasını emanet etmez düşüncesi oluşmuştur. Çünkü toplum psikolojik rahatsızlıklarında bazen yatarak tedavi edildiğinde bunu büyük bir olay ve o kişiyi deli olarak nitelendirdiğinden oysa ki toplumun büyük kesimi evinde ilaç tedavisinde olması onlar için psikolojik bir tedavi kabul edilmiyor. Diğer bir şey ise akıl hastanesinde yatanların oraya alışıp mutlu olmaları ve çıkmak istememeleri. Çünkü orada yaptığın herhangi bir şey göze batmıyor veya yadırganmıyor kimse tarafından. Böyle bir hayatta yaşamak deneyimlemek isterdim. Çünkü toplumda bazı normaller var ve onun dışına çıktığında sana anormal damgası yapıştırıyorlar. Oysa ki akıl hastanelerinde hiç böyle bir problem yaşanmıyor.Hatta oradakiler dışarı çıktıklarında yaptıkları her hareket zaten akıl hastanesinde yatmıştı imgesine sahip oluyorlar. Son olarak kitapta unutamadığım q klavyenin varlığı :) Klavyenin bu harf dizimlerinin neden olduğunu ben de merak etsem de hiç araştırmamıştım. Kitapta Dr. İgor’un hastasıyla konuşmasında başta daktiloda harflerin alfabetik sırayla dizildiğini fakat bunun çok hızlı yazıldığından daktiloya zarar verdiğinden dolayı q klavyenin geliştirildiği anlatılıyor. Yani bilgisayarda,daktilo ve hatta bunu yazarken kullandığım telefonda bile olan q klavye aslında yavaş yazmamız için tasarlanmış. Kitap kesinlikle benim çok sevdiklerim arasına girdi. Sonu ve bağlayıcılığı akması sıkmaması her şeyiyle çok mutlu hissettiren bir kitaptı. Umarım Veronika ve Eduard sanatla ilgilenen iki çift olarak mutlu mesut yaşamışlardır…
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.