Veronika Ölmek İstiyor
Bir solukta bitirdiğim bir kitap oldu. Zaten psikoloji kitaplarına ilgim olduğundan çok iyi geldi. Kitap başlıktan da anlaşılacağı üzere intihar girişiminde bulunan Veronikanın başarısız denemesinden sonra yattığı akıl hastanesindeki olayları anlatıyor. Akıl hastanesinde her birinin farklı ve güzel hikayelerine değinilmesi çok hoşuma gitti. Kitapta sadece Veronikayı değil avukat Mariyi, büyükelçinin oğlu Eduard’ın da hikayelerine tanıklık ediyorsunuz.
Beni en çok etkileyen bu iki karakterin hikayesi oldu. Onların hikayesinin yanında Veronika’nın zayıf bile kaldı diyebiliriz. Eduard ile Veronikayı birleştiren sanat düşkünlükleri ve aile baskısı ile bunu yapamamaları ve aslında ailelerin çocuklarının istedikleri meslek ve yaşamı vermemeleri konusunca baskınlıklarının sonuçlarını güzel anlatan bir kitap olmuş. Veronika piyanist Eduard ise ressam olmak istemesine rağmen aileleri hep (klasik Türk aileleri gibi) bunların bir meslek olmayacağını ve hobi olarak yapabileceklerini asıl bir meslek hukuk okumak veya diplomat olmak için çalışmaları gerektiği baskısı sonucu oluşan sonuçları görüyoruz. O yüzden hayatta ne istersek o olmak konusunda ısrarcı ve ebeveyn olduğumuzda da anlayışlı olmamız gerektiğini iyi hissettiren bir kitap.
- [ ] —Spoiler—-
Dr. İgor’un bir şeyler denediğini Veronika’nın ölümcül bir kalp hastalığının olmadığını kitabı okurken anlamıştım. Böyle bitmeyip Veronika ölseydi benim için sürpriz olacaktı. O yüzden çok harika bir son ile bitirdim kitabı.
Kitapta en çok etkilendiğim şeyler ise toplumda insanların psikolojik rahatsızlıkları dolayısıyla tedavi gören insanları kabullenmememleri işlerine geri almamaları ve sanki her psikolojik hastalığı olanın deli olduğuna dair düşüncelerinden toplumun kopamadığı güzel işlenmiş. O yüzden avukat