Bazı kitaplar vardır; raflardan değil, insanın tam kalbine denk düşen bir zamandan gelir. Dünyanın Kıyısındaki Kafe benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Okumaya başladığım anda şunu hissettim: Zaten içimde dolaşan, fakat adını koyamadığım düşünceler bu kitapta sakin bir dille karşıma çıkıyordu.
John Strelecky, hayatın koşturmacası içinde çoğu zaman sormayı unuttuğumuz soruları son derece sade ama etkili bir hikâyeyle önümüze koyuyor:
Neden buradayım? Hayattan gerçekten ne istiyorum? Yaptığım şey beni mutlu ediyor mu?
Kitabın en güçlü yanı, okuru yormadan düşündürmesi. Büyük felsefi cümleler kurmuyor; aksine, basitliğin içindeki derinliği gösteriyor. Bu yönüyle kitap, bir şey öğretmekten çok hatırlatıyor. Aslında bildiğimiz ama cesaret edip yüzleşemediğimiz gerçekleri…
Benim için bu kitap, içimde netleşmemiş duygulara ayna tutan bir durak oldu. “Bir şeyler eksik” hissini yaşayan ama neyin eksik olduğunu tam tarif edemeyen herkes için doğru zamanda okunduğunda çok anlamlı olabilecek bir eser. Belki de bu yüzden, her kitabın okunması gereken bir zamanı vardır; bu kitabın zamanı da benim için tam şimdiymiş.
Durup nefes almak, kendini dinlemek ve gerçekten ne istediğini hatırlamak isteyenlere…