Bu kitap bana şunu tekrar hatırlattı:
İnsan olmak yetmez, olgunlaşmak gerekir.
İnsan-ı Kâmil, dışarıdan çok içeriye bakan bir eser.
Nefsi terbiye etmeden, kalbi arındırmadan, niyeti düzeltmeden yapılan her yolculuğun eksik kaldığını sessizce ama derin bir dille anlatıyor.
Her sayfada şunu sordum kendime:
“Ben neyi biliyorum değil, ne kadar yaşıyorum?”
Bu kitap nasihat vermiyor, ayna tutuyor.
Okurken insanın iç sesi yükseliyor; susturmak değil, dinlemek gerekiyor.
Yol uzun ama istikamet belli:
Kendini bilen, Rabbini bilir.