Bu kitap, toz pembe bir aşk masalı değil; bir hayatta kalma mücadelesidir. 19. yüzyıl İngiltere’sinde bir kadının beyni ne kadar parlak olursa olsun, banka hesabındaki rakamlar kadar değer gördüğü o acımasız düzenin anatomisidir. Elizabeth Bennet, sadece bir "roman kahramanı" değil, çevresindeki herkesin satılık olduğu bir dünyada satılmamayı seçen bir isyancıdır.
Bay Darcy’nin o meşhur kibri ise aslında bir zırhtır. Austen bize şunu gösterir: Bazen en büyük nefretler, aslında birbirini en iyi anlayan iki ruhun arasındaki o "yakalanma" korkusundan doğar. İnce ince işlenmiş diyalogların altında devasa bir pasif-agresif savaş yatar. Kitabın asıl çarpıcı yanı, yüzyıllar geçse de insanın o değişmeyen "ilk gördüğüne hüküm verme" hastalığını yüzümüze çarpmasıdır. Gurur ve Önyargı, nezaketin altına gizlenmiş bir kılıç darbesidir; aşkın ancak iki tarafın da kalkanlarını indirdiğinde, yani o sahte maskeleri çıkardığında başlayabileceğini anlatır