Aziz Mahmut ŞahinZefiru , öyle bir çırpıda okunup kenara koyulacak kitaplardan değil; aksine, okurundan sabır ve ilgi bekleyen bir eser. Hikayeyi ana karakter Orhan’ın gözünden takip etmek, onun iç dünyasındaki karmaşaya şahitlik etmek zaman zaman yorucu olabiliyor. Ancak bu yorgunluk, yazarın kalemini ne kadar ustaca kullandığının bir göstergesi. Her kelime, sanki anlaşılmak için belli bir sırada bekliyor ve okura dokunmak istiyor. Orhan, içindeki o derin boşluğa ve karanlığa sarıldıkça kendi dünyasına hapsoluyor. Onun bu kendi içine kapanışı, çevresindekileri de çaresiz bırakıyor. En yakın arkadaşının bu duruma bir çözüm arayışı ise bizi 10 günlük, gizemli bir sürece sürüklüyor. Orhan içine düştüğü bu karanlıktan çıkabilecek mi? Yoksa bu yolculukta pes edip eski çıkmazına geri mi dönecek? Kitap, bu soruların cevabını adım adım veriyor. Orhan sınırda dolaşan yaralı bir ruh, ya o sınırdan karanlığa düşecek ve yok olacak ya da savaşı kazanıp aydınlığa kavuşacak...
Ben bu kitabı geniş bir zamana yayarak, sindire sindire okumayı tercih ettim. Çünkü amacım sadece okumak değil, Orhan'ın hissettiklerini derinden anlamaktı. Bu yavaş ilerleyiş bana iyi geldi ve bende çok farklı bir deneyim bıraktı. Duygusal yoğunluğu yüksek ve üzerine düşünülmesi gereken bir yolculuk arayan herkese bu deneyimi tavsiye ederim. Çünkü kitabı okundukta sonra öyle bir psikolojiye giriyorsunuz ki uzun uzun düşünüyor ve sorguluyorsunuz. Bu yönüyle bıraktığı etki inanılmazdı...