Bu kitabı kapattığımda cebimde yeni bilgilerden çok yeni sorular vardı. Voltaire, insanı karşısına alıp ders vermiyor; yanına oturup düşündürüyor. Belki de bu yüzden Cahil Filozof, okurunu sessizce değiştiren kitaplardan.
Voltaire, kimseye parmak sallamıyor. “Böyle düşünmelisin” demiyor. Sadece nazikçe soruyor: Aklını kime emanet ettin? Toplumun sana verdiği doğrular gerçekten senin doğruların mı? Doğan Cüceloğlu’nun dediği gibi, insan kendi iç sesini duymadıkça başkalarının sesiyle yaşar. Kitap tam da bu uykudan uyandırıyor.
Okurken şunu hissettim: Her konuda konuşmak zorunda değiliz. Her soruya hazır bir cevabımız olmak zorunda da değil. Bazen susmak, geri çekilmek ve düşünmek, en olgun cevaptır. Bu bir zayıflık değil; insanın kendine duyduğu saygıdır. Olgunluk, haklı çıkmakta değil; kendin kalabilmekte. İnsan, başkasının aklıyla yaşamayı bıraktığı gün gerçekten büyümeye başlıyor.