Bu kitabı okurken sadece bir dil kitabı okumadım; bir uyarıyla, hatta bir çığlıkla karşılaştım. Oktay Sinanoğlu, “Bye Bye Türkçe”de meseleyi süsleyerek anlatmıyor, doğrudan yüzüne vuruyor insanın. Türkçenin nasıl yavaş yavaş hayatımızdan, eğitimden ve bilimden dışlandığını okudukça içim daraldı.
En çok da üniversitelerde yabancı dille eğitim meselesinde söyledikleri düşündürdü beni. Anlatılan şey kesinlikle “yabancı dile karşı olmak” değil. Aksine, ana dilinde düşünemeyen bir toplumun ne bilim üretebileceğini ne de özgürce düşünebileceğini çok net bir şekilde gösteriyor. Okurken birçok yerde “evet, tam olarak bu” dedim. Kitap yer yer kızdırıyor, yer yer üzüyor ama en önemlisi uyandırıyor. Türkçenin sadece kelimelerden ibaret olmadığını; bir kültür, bir hafıza ve bir kimlik olduğunu hatırlatıyor insana. Okuduktan sonra kullandığım kelimelere bile daha dikkat eder oldum. Bana göre “Bye Bye Türkçe”, sadece okunup geçilecek bir kitap değil. Okuyanın diline, düşüncesine ve bakışına dokunan bir eser. Türkçeyi seven herkesin en az bir kez okuması gerektiğini düşünüyorum. Oktay SinanoğluBye Bye TürkçeArvas