Merhaba.
Anna Karenina kitabını üç yılda okudum. Bazı eleştirmenlere göre en iyi okuyucular derin okuyanlarmış (kendime küçük bir övgü ).
Bu kitap, her ne kadar Anna’nın hikayesi gibi görünse de aslında Levin’in hikâyesini de anlatır. Anna’nın hikâyesi bir bitişken, Levin’in hikâyesi ise bir başlangıçtır; okura nefes aldırır. Açıkçası kitabı okurken çok yoruldum. Bazı zamanlar elime almak istemedim, hatta görmek bile istemedim. Tolstoy’un okuru bilinçli olarak yerden yere vurduğunu fark ettim. Sonra anlamaya çalıştım. Kızdım, üzüldüm. Özellikle Vronski’ye. Nefret ettim. Levin’i anlamaya çalıştım.
Romanın sonunda ise şunu fark ettim:
Vronski kötü bir adam değildi; fakat aşkı hayatına alan bir adamdı, hayatını aşka göre yaşamıyordu. Anna ise hayatını aşka adadı ve bu uğurda kendini yok etti. Levin, bu kitabın nefes aldıran kısmıydı. Her ne kadar karmaşık görünse de romanın sonundaki o rahatlama, beni Anna’nın hüznünden çıkardı.
Bu kitap, her ne kadar yoruma açık olsa da benim için bir hesaplaşmaydı. Sadece kitabı okumadım; hayatımdan da parçalar buldum.Üç yıl okuduğum bir kitabı da değerlendirmem gerekiyordu müsaadenizle :)
Okuyun, okutun.