·303 syf.····Okunma: 16 Ocak 2026 16:22 Konunun özü kıskançlık ve bunun insana yaptırdıkları. En hoşlanmadığım duygu olduğu için kitabı pek sevemeyeceğimi düşündüm ama konu da ilgimi çekmişti. Biri ünlü, parlak bir yazar, diğeri ise çıkan tek kitabı pek ilgi görmemiş bir yazar olan iki arkadaş. Başarılı ve çok satan kitaplara imza atmış olan Athena, bir kaza sonucu ölüyor ve kıskanç arkadaşı onun kitap taslağını çalıp, üzerinde değişiklikler yapıp kendisininmiş gibi davranıyor. Ve özendiği, kıskandığı, elde etmek istediği hayata ulaşıyor hem de en ufak bir vicdan azabı duymadan. Hatta arkadaşının kitabını ilk okuduğunda bir başyapıt olduğunu düşünüyorken, sonradan kitabı o kadar sahipleniyor ki kendi yaptığı düzenlemeler olmasa kitabın basılmaya değer olmayacağını düşünmeye başlıyor
Acımasızca değil mi?
Kitap aslında pek de beğenmediğimiz kitapların nasıl çok sattığının, sektördeki insanların manipülasyonlarına bağlı gelişebildiğini de gözler önüne seriyor. Okuyucuya bu arka kapıların açılması, hikâye rahatsız edici de olsa güzel ve farklı aslında. Zaten rahatsız edici olmadan anlatılamazdı. Bununla ilgili bir alıntı eklemek istiyorum kitaptan:
Yayın dünyasının işleyişinin karanlık tarafı bu mu acaba, diye merak ediyorum: Bir kitap büyük bir başarı yakalıyorsa sebebi bir noktada herkesin, çok da hikmet aramaksızın, o günlerin kitabının o olacağına karar vermesi mi?
Baş karakter bazı yerlerde kendisiyle çelişiyor. Kitabın başlarında Athena' yı hiçbir zaman sevmediğini söylerken, sonlara doğru aslında onu sevdiğini ama Athena' nın kendisine soğuk davrandığını söylemesi gibi.
Sonlara doğru kim haklı kim haksız birbirine karışıyor biraz.
Sonuç olarak tam da içinde bahsettiği konu gibi, muhteşem demeseniz de kendisini satıp okutturan bir kitap olmuş. Bu sektöre de hem okur hem de yazarlar açısından bir eleştiri getirmiş. Okunmaya değer.