Ne kitapsız ne kedisiz, daha ilk anda adıyla ve kapağının çağrışımıyla beni kendine doğru çeken bir kitap oldu. Yazarla ilk karşılaşmam bu eserle gerçekleşti; sekiz denemeden oluşan bu metinler bütünü, okuru kolay bir okuma vaadiyle değil, düşünmeye çağıran bir ağırlıkla karşılıyor.
Üslubun yoğunluğu ve imgelerin katmanlı yapısı, metni yer yer zorlayıcı kılıyor; ancak bu zorluk, yüzeyde kalmayan bir düşünsel derinliğin de işareti. Yaşam, ölüm, sevgi ve özlem gibi kadim temalar, felsefi bir bakış açısıyla ele alınırken, özellikle hayvan sevgisi metnin omurgasına yerleşiyor ve anlatıyı daha da derinleştiriyor.
Her deneme, okuru durup düşünmeye zorlayan bir iç konuşma gibi ilerliyor; kolayca tüketilen değil, sindirilmesi gereken cümlelerle örülü. Zor bir okuma olsa da, tam da bu nedenle, okunmayı ve üzerine uzun uzun düşünülmeyi hak eden bir eser olarak hafızada yerini alıyor