Puan vermedi·200 syf.··Beğendi
· Charlotte Perkins Gilman, 1860-1935 yılları arasında yaşamış Amerikalı feminist yazar. Çok öncelerde okuduğum Sarı Duvar Kâğıdı adlı öyküsüyle ruhuma iz bırakan sağlam bir kalem... Yılların ötesinden günümüze uzanan romanı Kadınlar Ülkesi’ni de oldukça ilginç buldum.
Dünyayı keşfetme hevesiyle yanıp tutuşan üç Amerikalı iş güç sahibi adam, çıktıkları bir yolculukta rehberlerinden, yükseklerde ulaşılması güç bir bölgede yalnızca kadınlar ve kız çocuklarından oluşan bir topluluğun yaşadığını öğrenirler. İnanılmaz bir haberdir bu; dünyadan soyutlanmış Kadınlar Ülkesi’ni görmek isterler. Aralarında türlü yorumlar seslendirirler; öyle bir yer varsa ve hiç erkek yoksa, kendilerini harika maceralar bekliyordur… Denildiği gibi değilse, başka erkekler varsa ki erkekler olmasa o çocuklar nasıl doğmuştur ve neden tümü kız çocuğudur? Daha önemlisi üç yabancıyı nasıl karşılayacaklardır? Çoğalan sorular eşliğinde hazırlıklar yapılır, maceralı bir yolculukla Kadınlar Ülkesi'ne ulaşılır.
Beyinlerinde kurdukları düşünceler buldukları düzenle parçalanır; gerçekten de karşılaştıkları topluluk ayakları yere basan, kendine yeten, yarattıkları kusursuz ülkelerinde erkeklere gereksinim duymayan kadınlar ordusudur. Bir felaket sonucunda erkek soyu yok olmuştur. Yazarın ütopik kurgusu sayesinde, eşeysiz üremeyle erkeksiz toplumlarında bir biçimde çoğalmışlardır. Ülkede annelik kutsaldır, seçilmiş, kendini hazır hisseden kadınlar annelik görevini üstlenir. Doğan bebeklerse toplumlarının ortak değeridir; eğitimleri, en iyi biçimde yetiştirilebilmeleri için üstün çaba sarf edilir.
Üç erkek, medenice karşılanır, rahat bir ev ortamında ağırlanırlar. Karşılıklı sohbetlerle birbirlerini tanımaya çalışırlar; kadınlar, adamların geldikleri yerde nasıl yaşadıklarıyla ilgilenirken, erkeklerse sevgiye, saygıya dayalı düzenlerine duydukları hayranlığa karşın, kadınların duygusallıktan uzak gerçekçiliklerinden dolayı hayal kırıklığına uğrarlar.
Romanın dokusu ilginç ama kimi dönemeçlerde kurguda yarım kalmışlık hissediliyor. Buna karşın 1900’lü yıllarda kaleme alınan eserde bir toplumun başarıya ulaşması için yapılması gerekenler, büyük bir kadın topluluğunca uygulanarak, saha çalışması gibi sunulmuş okura. Satır aralarına feminist mesajlar da sıkıştırmış yazar; erkeklerin olmadığı ortamda kadınların neleri başarabildiklerini resmederek. O yıllardan günümüze Gilman, düşünceleriyle imzasını atmış; dünyada kalıcı olmanın sihirli formülüyle. Kitaplar Ölümsüzdür, kitaplar iyi ki var…