Kadınlar Ülkesi

Charlotte Perkins Gilman
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·200 syf.·
2024 26. kitabı
Ütopya denildiğinde edebiyat dünyasında akla gelecek ilk eserlerden biri Kadınlar Ülkesi. Ayrıca yazarımızın ön plana çıkan iki kitabından da birisidir. Hikayede üç erkek bilim insanı, varlığı kesin olarak bilinmeyen Kadınlar Ülkesinin sınırlarına, şanslarının da yardımıyla keşif araçlarını ulaştırır ve asıl macera başlar. Burada geldikleri andan itibaren kadınlar tarafından göz hapsine alınan erkek karakterlerimiz, zamanla misafir olarak ülkeyi tanıma fırsatı bulurken, kadınlar da hiç bilmedikleri dış dünya düzenini onlar aracılığıyla öğrenme çabasında bulunacaktır. Birbirinden farklı kişilikler olan bu üç erkeğin geldikleri yerde kadınlara biçilen toplumsal cinsiyet rollerinin bu ülkede işlemediğini gördüklerinde kendilerini sorgulamakta geç kalmıyorlar. Güzeller güzeli üç kız ve onların hamisi olan üç kadın karşında sınanan erkeklerimizin akıbeti binlerce yıldır erkeklerin hiç olmadığı bu ülkede ne olacaktır, orası da okumaya hazırlananlara soru işareti kalsın diyorum... Okuyucuyu sıkmayan, hızla akan bu hikayede, sosyolog olan yazarımız Carlotte Perkins Gilman kısacası biz okuyucuların zihnini açmak için, kadınların konumlandırıldığı klişe kalıplar üzerine kendi ütopyasını çadır gibi kuruyor. Böyle istisnai eserler kolay ortaya çıkmıyor, yazarın hayatını da araştırmakta fayda var. Woolf ve Bronte kardeşlerin Gilman'a nefes olduğu gibi, Gilman da ondan sonra gelecek olan Plath ve De Bevaour gibi isimlere hayatlarının kırılgan bir döneminde nefes olduğuna eminim. Tarihteki büyük medeniyetlerin ulaştığı gerçek değer, kadınlarına verdikleri değerin katsayısı olarak ortaya çıkmamış mı zaten? Gezegende en derin kavram cinsiyet olduğu için her zaman çağdaş kalacak, okunası en güzel eserlerden...
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
7/10
·200 syf.·
2025 166. kitabı
“Bizim erkekliğimizle övündüğümüz şeyler, onların sırf insan olmakla başardığı şeylerin yanında ne kadar küçük görünüyordu.” Kadınlar Ülkesi, üç erkeğin tesadüfen keşfettiği, tamamen kadınlardan oluşan bir uygarlığın kapısını aralıyor. Bu ülkede kadınlar; eğitimi, üretimi, çocuk yetiştirmeyi ve toplumsal uyumu öyle ustalıkla örgütlüyor ki, erkek anlatıcılar hem hayran kalıyor hem de kendi toplumlarının kusurlarını fark ediyorlar. Keyifli okumalar.
Kitap İncelemesi
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2024 23. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2024 00:54
Kızlar toplanın Ataerkil erkekler gelmesin:) Kadınlar Ülkesi – Charlotte Perkins Gilman Spoiler içerir ama dedikodu sayılmaz, edebiyatın hakkı.:) Amerikalı yazar Charlotte Perkins Gilman tarafından 1915 yılında yazılmış feminist bir ütopya romanıdır. Kitap, tamamen kadınlardan oluşan izole bir toplumun keşfedilmesini konu alır. Bu romanın başında üç erkek var: Van (aklı başında olan), Jeff (romantik olan) ve Terry (ego abidesi). Bu üçlü, sadece kadınların yaşadığı bir ülkeye gitmeye karar veriyor. Neden mi? Çünkü “kadın dediğin tek başına ne yapabilir ki?” diye düşünüyorlar. Ah, tatlı cehalet… Neyse. Herland’e yani Kadınlar Ülkesi’ne ulaştıklarında gözlerine inanamıyorlar: Savaş yok. Açlık yok. Şiddet, kaos, trafik gürültüsü bile yok. Yani bizim dünyada "Kadınlar bir araya gelirse kesin kavga çıkar" diyenlerin hepsi şu an utanç içinde köşede oturmalı. Çünkü bu kadınlar, erkekler olmadan mükemmel bir toplum kurmuşlar. Hem de iki bin yıldır. Üstelik doğayı koruyorlar, çocukları ortak sorumlulukla büyütüyorlar, eğitim seviyesi tavan, herkes huzurlu. “Peki bu kadınlar nasıl çocuk yapıyor?” diyorsan, cevabı bilimkurguya yakın: Partenogenez, yani kendiliğinden üreme. Erkeğe gerek yokmuş, sevgili okur. Şaşkınlıktan Terry’nin suratı üç gün dümdüz kaldı. Erkeklerin tepkisi komik aslında. Jeff “ne tatlılar” diye bakıyor, Van anlamaya çalışıyor ama Terry… ah o Terry... “Ben erkeğim, kadın dediğin böyle davranmalı” kafasında takılmış. Ama Herland’de kimse onun alfamsı hallerine prim vermiyor. Kadınlar onun “ben seni korurum” pozlarını anlamıyor bile. Korunması gereken bir tehlike yok çünkü. Erkek yok yani. İlişkilerde bile iş başka: Aşk, buradaki kadınlar için his değil, sorumluluk. Seviyorsan önce birlikte yaşamayı becerebilecek misin, çocuk yetiştirebilecek misin, ona
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Ezber Bozan Ütopya.
8/10
·200 syf.··
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 20:28
Kitabın başında bir cahillik edip kadınları trans sansam bile sonradan jetonun düşmesiyle birlikte, uzun zamandır etkilenmediğim kadar etkilendiğim bir kitap oldu. Öyle yerler okuduğum oldu ki duvarla bayağı bir samimileştik. Bazı yerlerde kendimi sorgulattı bana. Ama bu kitapta en çok şunu fark ettim: Zihnimde fark edemediğim kalıp yargıları... Aslında her feminist kişinin okuması gereken bir kitap. Kitabın her sayfasında çizdiğim bir yer var; çok güzeldi, çok. Kitabı okurken Sayın Doktor Archeron'un bahsettiği bir konu geldi aklıma: "Kurgu kitaplar neden hayat dersi öğretmede kişisel gelişim kitaplarından daha iyidir?" YİNE HAKLI, YİNE HAKLI. VALLAHİ ÖYLE. İnceleme yazmakta çok kötü olduğumu yine gözler önüne sermiş oldum dmdmsskdn. Teşekkürler efenim.
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2025 18. kitabı
Kitapta Vandyck, Jeff ve Terry adlı üç erkek kaşif, efsane gibi anlatılan, sadece kadınlardan oluşan bir ülkeyi bulmak için yola çıkıyorlar. Oraya vardıklarında ise tamamen kadınlardan oluşan, barışçıl, düzenli ve doğayla uyumlu bir toplumla karşılaşıyorlar. Bu toplumda erkek yok, savaş yok, hiyerarşi yok; çocuklar ortaklaşa yetiştiriliyor, herkes topluma katkı sağlıyor. Ve tabii üç erkek bu dünyayı kendi önyargılarıyla değerlendiriyor. Terry kadınları “fethedilmesi gereken” olarak görürken, Jeff romantik ve idealist biri olarak kadınları kutsal varlıklar gibi hayal ediyor. Vandyck ise daha objektif, gözlemci bir karakter olduğu için olaylara hep bilimsel açılardan bakıyor. Aslında bu farklı bakış açıları ile yazar bize kadınlara yönelik ataerkil bakış açılarını da göstermek istiyor. Bu erkekler ile kadınların maceralarına tanık olmak çok heyecan vericiydi. Kitapta kadınların yaşadığı bu ülkenin eğitimini, sağlık imkanlarını, dini inancını, kutlamalarını, anneliklerini okurken yaşadığınız dünya ile ilgili birçok şeyi de sorgulamaya başlayacaksınız. Kısa ama etkili bir kitaptı. Tavsiyedir. Keyifli okumalar.
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 4. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 00:37
Charlotte Perkins Gilman’ın Kadınlar Ülkesi adlı eseri, feminist ütopya geleneği içinde dikkat çekici bir konuma sahip. Tamamı kadınlardan oluşan, yüzyıllardır erkeklerin bulunmadığı bir toplumun düzenini anlatan eser; uyum, sükûnet, iş birliği ve çatışmasızlık üzerine kurulu bir dünya tasviri sunuyor. Bu yönüyle kitap, erkek egemen toplumların alışıldık güç, rekabet ve hiyerarşi anlayışına karşı bilinçli bir karşı öneri niteliği taşıyor. Ancak romanın fikrî gücü ile kurgusal yapısı arasında belirgin bir dengesizlik bulunuyor. Gilman’ın kadınlar ülkesi; neredeyse kusursuz işleyen eğitim sistemi, ortak üretim anlayışı ve bireysel çıkarların geri planda tutulduğu sosyal düzeniyle dikkat çekerken, bu kusursuzluk anlatıyı yer yer durağanlaştırıyor. Okurken tasvirlerin detaylı ve özenli olmasına rağmen olay örgüsü açısından beklenen gerilimi ve merakı yeterince hissedemiyorsunuz. Eserin temel kırılma noktası, erkek karakterlerin bu kapalı düzene dâhil olmasıyla yaşanıyor. İlginç olan, kadınların uzun süredir istikrarlı ve sorunsuz biçimde sürdürdüğü bu yaşam düzenine rağmen, “erkeklerle birleşerek yeni bir devir açma” fikrine duyulan isteğin sıkça vurgulanmasıdır. Ne var ki bu isteğin gerekçeleri ve olası sonuçları romanda net biçimde temellendirilmiyor. Erkeklerin gelişiyle birlikte doğacak değişimin kadınlar için ilerleme mi yoksa bir geriye dönüş mü olduğu sorusu yanıtsız bırakılıyor. Bu belirsizlik, bilinçli bir açık uçluluk hissi vermekten ziyade, anlatının kararsızlığı olarak okunmaya daha yatkın. Benzer bir muğlaklık romanın sonunda da kendini gösteriyor. Okur, uzun betimlemeler ve düşünsel tartışmalar boyunca bir sonuca yaklaşacağını düşünürken, eser belirgin bir kapanış sunmadan sona erer. Bu durum, ütopyanın bilinçli olarak “tamamlanmamış” bırakıldığı izlenimini
1000Kitap
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Nasıl olurdu
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2023 12:11
dil açısından inceleyecek olursam kitabı oldukça akıcı ve merak uyandırıcı buldum. sonunun beni tatmin ettiğini söyleyemem ama bana çok şey kattığı için bu sonu kendi içimde affedebilirim. koşullar sadece kadınların yaşadığı bir ülkede nasıl olurdu’yu düşündüren bu kitapta, kendi içime dönme fırsatım oldu. birçok yerin altını çizdim, birçok yeri birden fazla kez okudum, insanlara anlattım. annelik’in ve kız kardeşlik’in ön hplanda tutulduğu bu toplumun yapısını incelerken, ben de kendi içimde bunların benim için anlamını ve erkeklerin varlığının bu anlam üzerindeki dtkisini değerlendirdim.
Düşünce
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Kadınlar Ülkesi
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2024 16:31
Yalnızca kadınlardan oluşan bir ülkede yaşanılan olaylar. Ütopik bir hikaye olarak başlayan kitabımızda üç meraklı gezginin Kadınlar Ülkesine olan yolculuklarını ve bu yolculukta edindikleri bilgileri aktarmaları üzerine kurulu olaylardan oluşmakta.Yazar Kadınlar Ülkesinin ne kadar düzenli , kurallı ve yaşama verilen önemi vurgulamakta , dış dünya ile kendi ülkeleri arasındaki farkı anlamaya çalışan kadınlar kendi ulkelerinin daha düzenli hastalıklardan arınmış oyun ve eğitim arasında bir geçişin olduğu bir düzende yaşamaktalar, yine yazar burda her iki cinsin de birlikte yaşadığı dünya düzenini eleştirmekte kadınların gerçek amaçlarının çocuk yetiştirmek temizlik yapmak veya bir erkeği mutlu etmenin çok ötesinde olduğunu okuyucuya ince çizgilerle aktarmakta. Doğumun sancısını hisseden annenin yaşamın anlam ve önemini bir erkeğe oranla çok daha iyi farkında olduğunu okuyucuya kabul ettirmektedir.Keyifli , sürükleyici bir anlatım olarak sunulan Kadınlar Ülkesi kitabı okuyucuyu uzun süre etkisi altında tutmakta.
2024 Okuma Raporları
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Hüsran
6/10
·200 syf.··
2025 73. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 00:00
Beğeneceğimden kesinlikle emin olarak başladığım kitap yarısından itibaren kendisinden uzaklaştırdı beni. Açıkçası böyle olacağını hiç tahmin etmemiştim; çünkü ismi ve konusu itibariyle beni içine çeken bir kitap olmuştu başlangıçta. Fakat bitiriş ne yazık ki öyle olmadi. Sağlık olsun diyelim.
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Kadınlar Ülkesi
Puan vermedi·200 syf.··
2025 199. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 11:55
Charlotte Perkins Gilman tarafından 1915 yılında kaleme alınan Kadınlar Ülkesi (Herland), feminist ütopya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak edebiyat otoritelerince tanımlanıyor. Kitap, toplumsal cinsiyet rollerini, anneliği ve ideal bir toplum yapısını mizahi ve eleştirel bir dille sorguluyor. Hikaye, üç Amerikalı erkek arkadaşın sosyolog Vandyck, şair ruhlu Jeff ve maço Terry sadece kadınların yaşadığına dair efsaneler duydukları gizli bir bölgeye yaptıkları keşif gezisiyle başlıyor. Bu üç erkek, iki bin yıldır dış dünyaya kapalı, erkeklerin bulunmadığı ve kadınların partenogenez (döllenmesiz üreme) yoluyla sadece kız çocuk doğurduğu bir medeniyetle karşılaşırlar. Kadınlar Ülkesi'nde annelik sadece biyolojik bir süreç değil, toplumun en yüce görevi ve dinidir. Çocuklar, bireysel aile birimlerinde değil, toplumun en yetkin uzmanları tarafından sevgi ve bilimle büyütülür. Gilman, erkeklerin savunduğu "yaşam mücadelesi ve rekabet" fikrine karşılık, kadınların inşa ettiği "yardımlaşma ve toplumsal bilinç" üzerine kurulu bir ekonomi sunar. Kitap, "kadınsı" veya "erkeksi" olarak kabul edilen özelliklerin ne kadarının biyolojik, ne kadarının kültürel olduğunu sorguluyor. Kadınlar Ülkesi'ndeki kadınlar; fiziksel olarak güçlü, zeki, korkusuz ve rasyoneldir; geleneksel "kadınsı çekicilik" veya "itaatkarlık" gibi kavramlardan tamamen uzaktırlar. Kitabın mizahı, üç erkeğin kendi dünyalarındaki "normal" kavramları bu kadınlara anlatmaya çalışırken düştükleri acizliğe dayanıyor. Terry, bu dünyayı fethetmek ve kadınları yönetmek isterken hüsrana uğrar; onun "kadınlar yönetilmekten hoşlanır" fikri bu toplumda karşılık bulmaz ve sonunda dışlanır. Jeff, kadınları idealleştirerek onlara tapınır; bu da kadınlar için bir o kadar yabancı bir kavramdır. Vandyck ise olaylara
Bilim-Kurgu
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma

Yazar Hakkında

Charlotte Perkins GilmanYazar · 9 kitap
Amerikan edebiyatının etkili sesi Charlotte Perkins Gillman (1860-1935), feminist harekete yüzyıl dönümünde önemli katkılar yapan Amerikan geleneğinin önemli yazarlarından biridir ve feminist bir bilinçle yazan ilk Amerikalı (feminist) kadın yazar olarak kabul edilir. Din bilimcisi olan babası çocukken ailesini terk ettiğinden yalnız ve mutsuz bir çocukluk geçiren Gillman, yaşamı boyunca kadınlara uygulanan adaletsizlikleri eleştirmiş ve kadınların oy hakkını savunmuştur. Sanat öğretmenliği ve mürebbiyelik yapan Gillman, yazar olacağını sezdiğindeyse gönülsüzce evlenir. Ancak bir anne, ev idarecisi ve eş olarak yaşayacağı güçlükleri de tahmin eder ve evlendikten on bir ay sonra bir kızı olduğunda umutsuzluğa kapıldığından evliliğinde sorunlar yaşar. Annesi ve kocası ise, genç kadını depresyonu yenmesi için dinlenmesi gerektiğine inandırarak, tedavi için Philadelphia, Amerika'da döneminin kadınların sinir hastalıklarında uzmanlaşmış ünlü nörologu Dr. Sir Weir Mitchell'a gönderir. Histeri hastalarına verdiği dinlenme kürleriyle ünlü nörolog, Gillman'a altı haftalık yatak istirahatı verir ve entelektüel aktivitelerini kısıtlar. Eve döndükten sonra üç ay boyunca bu tavsiyelere uyan Gillman, zihinsel bir çöküntü olan "borderline" hastalığının eşiğine gelir ve nerdeyse çıldırır. Hayatını, isteksiz bir eş ve anne olarak yaşamakla, hevesli bir yazar olmak arasında geçirdiğini düşünür. 1888'de ise, evliliğinin deliliğine meyil verdiğini anladığı için boşanma davası açan Gillman, kızıyla birlikte Kaliforniya'ya taşınsa da ancak 1892'de resmen boşanabilir. 1900'de yeniden evlenen yazar, 1934'de eşinin ölümü üzerine kızının ailesinin yanına taşınır ve bir yıl sonra göğüs kanseri olduğunu öğrenince bunun üretken yaşamına engel olacağına inandığı için intihar eder. Gillman'ın boşandıktan sonra kaleme aldığı ve evliyken yaşadığı depresyonu otobiyografik öğelerle birlikte anlattığı "Sarı Duvar Kağıdı" adlı öyküsü de, Freud'un özgül nedenlerle oluşan nevroz tespitine uygun bir biçimde sinirsel buhranları yüzünden doktor tavsiyesi üzerine, kocasıyla birlikte dinlenmeye geldiği yazlık malikane de kocasından ve onun kız kardeşinin kontrol ve baskılarından uzakta, gizlice yazı yazmaya ve kitap okumaya çalışırken tamamen çıldırarak; evin sarı renkli duvar kağıtlarının desenlerinden dışarı çıkmak isteyen bir kadın olduğunu düşünen, yazar bir kadının hikayesini anlatır. Öykünün hemen başında, kocasıyla birlikte babadan miras kalan kolonyal bir malikaneye taşınan anlatıcı kadının, "perili ev" diye tabir ettiği ev, 19. yüzyıl romanslarını andıran bir atmosfere sahiptir. Patriarkal bir simge olan bu muazzam evin, kolonyal bir malikane olduğu gerçeğinin ilk olarak vurgulanması, Amerikan tarihinin köle ticareti geçmişine de işaret eder ve öykünün sonunda, anlatıcının ancak duvar kağıdının desenlerinde gördüğü kadın gibi delirerek özgürleşeceğini ima eder. Kölelerin özgürlük hareketiyle özdeşleşerek, kolonyalizm eleştirisi de yapan yazar, kadınların toplumsal cinsiyet öğretilerinin dışına çıkarak, özgürleşmeleri gerektiğini de savunur. Gillman'a göre bu bağlamda, siyah kölelerin hayaletleri de, Amerikan kadının bastırılmışlığında, susturulmuşluğunda ve nihayet deliliğinde açığa çıkacaktır. Hikayenin sonunda anlatıcı kadın, baskıdan kaynaklanan kendi şizofrenik bölünmesini yansıtır bir biçimde hem duvar kağıdını hem de kendi yazılarını kast ederek kocasına "Sonunda sana ve Jane'e rağmen çıktım! Ve, kağıtların çoğunu parçaladım, yani beni tekrar oraya kapatamazsın." der.