Puan vermedi·112 syf.··Beğendi
· BAHAR YAKA-DiKiŞ TUTMAZ
Dikiş Tutmaz, yüzeyde bir kaybolma hikâyesi gibi açılır; fakat çok kısa sürede okura şunu hissettirir: Aslında kaybolan yalnızca küçük bir kız çocuğu değil, bir apartmanın içinde yllardır sessizce çürüyen vicdanlar, bastırılmış korkular ve söylenmemiş gerçeklerdir Hicran'ın ortadan kayboluşu, polisiye bir gizemden çok, insan ruhunun çatlaklarına tutulan bir ışık gibidir; Işık vurdukça karanlık daha görünür hâle gelir. Romanın olay örgüsü tek bir merkeze bağlı kalmaz Aksine. eski bir istanbul apartmanında yaşayan insanların hayatları, gevşek gibi görünen ama aslında kaçınılmaz biçimde birbirine bağlanan halkalar hâlinde ilerler. Her karakter kendi derdinin, kendi suçunun ya da kendi suskunluğunun içinde yaşarken, Hicran`'ın kayboluşu bu bireysel evrenleri zorla kesiştirir. Bu noktada apartman, yalnızca bir mekân değil sırların saklandığı, yalanların kat kat biriktiği ve herkesin birbirinden haberdar olup kimsenin gerçekten konuşmadığı bir "zihin"e dönüşür. Olay örgüsünün en güçlü taraflarından biri, büyük felaketin yalnızca fiziksel bir yıkım olarak sunulmamasıdır. Finalde yaşanan sarsıntı, binanın çöküşünden çok, karakterlerin inşa ettiği sahte düzenin dağılmasıdır. Maskeler düşer, bastırılan gerçekler su yüzüne çıkar ve okur şunu fark eder: Bu apartman zaten uzun zamandır ayakta durmamaktadır: yalnızca herkes görmezden gelmeyi seçmiştir.
Dikiş Tutmaz, adını da hak eden bir Novelladır. Çünkü romanda hiçbir yara gerçekten kapanmaz, hiçbir ilişki sağlam bir dikişle tutturulmaz. Bahar Yaka, okuru rahatlatmayı değil; rahatsız etmeyi, düşündürmeyi ve yüzleştirmeyi seçmiş benim fikrimce. Kaybolan bir çocuğun ardında kalan boşluk, roman bittiğinde de okurun zihninde kalır. Tıpkı hayatta olduğu gibi: Bazı, sorular yanıtlanır, bazılarıysa hep yarım kalır Kitabı cok fazla spoiler vermeden yorumlamak istedim çünkü son zamanlarda okuduğum en iyi novellaydı ve sizlerin bu yolculuğu deneyimlemesini canı gönülden isterim:)