·272 syf.····Okunma: 16 Ocak 2026 00:32 Kitap organ bağışı için klonlanmış bireylerin var olduğu bir dünyada geçiyor. ancak asıl mesele klonlama teknolojisi değil, insanın ahlaki körlüğü ve bilinçli suskunluğudur. Ishiguro, okuru yüksek sesli bir distopyaya değil, fısıltılarla ilerleyen bir vicdan sorgulamasına davet ediyor.
Klonlar, zamanı geldiğinde organlarını bağışlamak ve bir süre sonra tükenmeleri için oluşturulmuşlardır. En çarpıcı olan ise bu düzenin toplum tarafından neredeyse hiç sorgulanmamasıdır. Klonlar, insanların gözünde gerçek birer birey değil; belirsiz, bulanık birer “karartı” gibidir. Varlıkları bilinir ama üzerlerinde düşünülmez. Çünkü düşünmek, sorumluluk getirir.
Birtakım gözlemciler klonların da ruhunun olduğunu düşünerek üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirmek adına Hailsham’daki klonları yetiştirir. Onların ruhlarını özgürce ifade edebilecekleri sanat dallarına yönlendirirler ve bu eserlerden iyi olanlarını seçerek insanlara klonların da düşünen, hisseden, seven bireyler olduklarını göstermeyi amaçlar. Bir süreliğine de olsa bu çaba karşılık bulur. Toplum, klonların da bir iç dünyaya sahip olduğunu kabul eder. Ancak bu kabul son derece kırılgandır.
Çünkü gerçek hayatın acıları devreye girdiğinde; hastalıklar, ölüm korkusu, sevdiklerini kaybetme endişesi, insanlık kendi çıkarlarını ahlaki sorgulamaların önüne koyar. Klonlardan alınan organlar sayesinde kurtarılan hayatlar klonların ruhunu yeniden görünmez kılar. Böylece insan doğasının en tanıdık yönü, bencillik, yeniden galip gelir. Hailsham’ın kapatılması bu yenilginin sembolüdür.
Kitabı bir klon gözünden okumak da bu bencilliğin karşısında oldukça çaresiz hissettiriyor. Yaşamak istiyorum ama buna izin verilmiyor. Çünkü başkasının yaşaması için benim ölmem gerekiyor…