·336 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Ocak 2026 20:06 "Dünya böyle bir yer değil miydi zaten, imkânı olanlarla ihtiyacı olanların çoğu zaman eşleşemediği, içler dışlar çarpımının bir türlü eşitlenemediği..." #alinti
Dahilikle canilik arasındaki o çok ince çizgide vicdan olduğunu her zaman söylemişimdir. Bazı polisiye kitapları okudukça bu düşüncem aklımda daha netlik kazanıyor ve kendi içimde kendimi haklı çıkarmama olanak sağlıyor tıpkı "Gölge Oyunu" gibi.
Zemini sabır üstüne inşa edilmiş; kültür ve sanatla ilmek ilmek her detayı işlenmiş, yazarın kendine has başarılı üslubuyla ele aldığı bir kitap.
Güzel bir oyun izleyecegini düşünerek tiyatroda bir araya gelen insanlar muhtemelen hayatlarının en unutulmaz sahnesiniyle karşılaşacaklarını tahayyül edemedikleri bir sahneyle aralanıyor perde.
Cinayet sahnesiyle başlayan kitap ilk sayfalardan okuru yakalamayı başarıyor. Ve katil işi seri cinayetlere çevirmeye baslayinca başlayınca, her şey daha farklı gelişmeye başlıyor.
Kim av kim avcı, kim haklı kim haksız, kime inanmalı kimden kuşkulanmalı? İzini sürmemiz için; yağan kar altında, ayak izini bırakan katil, herkese uyabilen ayakkabı giyince, bize de herkesten şüphelenmek düşüyor. Yıllardır polise okumanın verdiği şevkle bazı ipuçlarını yakalasam da, benim ip kısa kalıyor olayın sonuna kadar götürmeye yetmiyor.
Ana duygusu bence "hırs" olan ve bu duygunun insanların gözünü nasıl kör ettiğini, insanların gıpta ile baktıkları saygın mesleklerini nasıl paravan gibi kullandıklarını, arkadaşlık, dostluk, güven kavramlarını nasıl bozuk para gibi harcayabildiklerini anlatan, merak uyandırıcı, keyifli bir okuma oldu benim için.
#gerimgerimgeriliyoruz demeyi seven herkes için buraya bırakıyor ve iyi akşamlar diliyorum