“Ölmek İstiyorum Ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum” – Baek Sehee
Bu kitabı kızımın önerisiyle aldım. Kitaplığında yer alan kitaplardan biriydi. İtiraf edeyim ismi çok dikkat çekici olduğu için merak ettim ama içerik konusunda biraz önyargılıydım. Okuduğumda ise bu önyargının yersiz olduğunu fark ettim.
Baek Sehee, kişisel depresyon deneyimini psikiyatristiyle yaptığı seanslar üzerinden anlatıyor.
Dili sade, akıcı ve yormayan bir anlatımı var. Kurgu okur gibi değil, sanki birinin hayatına sessizce tanıklık ediyormuşsunuz hissi veriyor.
Kitap
• Depresyonun insan hayatındaki etkilerini,
• Geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiğini,
• Aile faktörünün önemini,
• “İyi” görünsek bile iç dünyamızın bambaşka olabileceğini çok yalın bir şekilde ele alıyor.
Okuma sonrası Kore kültürüne dair merakım arttı. Kitabın ismine ilham veren Tteokbokki bile bu yolculuğun küçük ama sembolik bir parçası gibi kaldı aklımda. Baek Se-hee Pirinç keki olarak geçen Tteokbokki Kore de sevilen bir yemek.
Ancak kitabı bitirdikten sonra öğrendiğim bir bilgi, metni zihnimde daha da derinleştirdi.
Yazar Baek Sehee’nin, 2025 yılı ekim ayında henüz 35 yaşında hayatını kaybetmiş olması…
Uzun yıllar süren de bir “distimi (süreğen depresyon)” ile de mücadele ettiği yazılmış.Ölüm nedenine dair net bir bilgide yayınlanmamış.
Bunu öğrenince, satırların ağırlığı ve samimiyeti çok daha anlam kazandı.
Yormayan ama düşündüren, kısa sürede bitirilebilecek, özellikle pazar okumaları için önerilebilecek bir kitap.
Hayatın ne kadar kırılgan ve öngörülemez olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
“Hayat her zaman istediğimiz gibi akmıyor belki de mesele onu kontrol etmek değil, olup biteni fark ederek yaşamayı öğrenmek.”
tavsiye edilir.