Bir ülkenin otopsisi
Puan vermedi·280 syf.··
2026 4. kitabı
Damon Galgut’un Vaat’i kitabın anlatım tekniği ve bu tekniğin karakterler üzerindeki soğukkanlı etkisi bakımından çok özgün bir tarz sunuyor. Kendimce not aldığım bazı önemli tespitlerimi paylaşmak istiyorum. Kitabı okurken 'Adolescence' dizisini izliyor izlenimine kapılmıştım. Kamera akıştan kopmadan bir karakterden diğerine geçiş yapıyor sanki. Galgut da bu romanda edebiyatta nadir görülen bir teknik kullanır: Anlatıcı, bir karakterin zihninden diğerine, bazen de bir odadan diğerine bir hayalet gibi, cümle ortasında geçer. Bu durum okuyucuda şu hissi yaratır: Hiç kimse özel değildir ve herkes aslında aynı kaçınılmaz sona yani ölüme doğru sürüklenmektedir. Karakterler kendi dramlarını yaşarken, anlatıcı onlarla alay edercesine mesafelidir. Romanda Güney Afrika’nın tarihsel trajedisi de anlatılıyor ve aslında bireyin bu gelişmeler içinde ne kadar küçük kaldığını gösteriyor. Çoğu romanda bir vasiyet veya söz, karakterleri harekete geçiren bir "amaç" olur. Ancak burada vaat edilen o ev ve toprak, Salome için bir yük, Swart ailesi içinse bir tümör gibidir. Romanın sonunda Lukas' in da belirttiği gibi Salome, o toprağa zaten aittir; ona sahip olmak hayatını değiştirmez çünkü sistem zaten onu köleleştirmiştir. Swart ailesi ise o sözü tutmadıkları her on yılda biraz daha çürür. Yani vaat, bir ödülden ziyade, ahlaki bir borcun faizi gibi aileyi içten içe kemirir. Bu kitabı farklı kılan, karakterlerin büyük kahramanlıklar veya büyük kötülükler yapmamasıdır. Onlar sadece beklerler. Anton, sistemden nefret eder ama konforunu bırakamaz. Astrid, yüzeyselliğin içinde boğulur. Amor bile vicdan azabı çekmesine rağmen on yıllarca somut bir şey yapamaz. Roman adeta kötülüğün "korkunç eylemlerle" değil, "yapılması gerekeni yapmamakla nasıl büyüdüğünü gösterir. Kitapta fiziksel bir gerçekçilik vardır. Galgut, karakterlerin yaşlanmasını, hastalıklarını ve ölümlerini neredeyse "klinik" bir dille anlatır. Ailenin fiziksel çöküşü ile Güney Afrika topraklarındaki siyasi umutların (Apartheid sonrası hayal kırıklıklarının) çürümesi birbirine paralel gider. Her cenaze, aslında bir umudun daha gömülmesidir. Vaat, o bitirdiğimde bir aile destanı gibi görünse de aslında bir ülkenin otopsisini okumuş gibi hissettim. Diğer politik romanlar genellikle umut veya mutlak bir trajedi vaat ederken, Vaat' te adalet o kadar geç gelmiştir ki, geldiğinde artık onu alacak kimse kalmamış mesajı veriliyor şeklinde okudum.
VaatDamon Galgut · Delidolu Yayınları · 2022726 okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.