Puan vermedi·261 syf.··Beğendi
· Sineklerin Tanrısı sadece ıssız bir adaya düşen çocukların hikayesini anlatmaz; aslında insan doğasının en karanlık köşelerine itiyor sizi. Kitabı okurken kendime sorduğum ilk soru şuydu: "Medeniyet, üzerimize giydiğimiz bir kıyafet midir, yoksa ruhumuzun bir parçası mı?" Golding’e göre cevap oldukça karamsar: Medeniyet, sadece ince bir sır tabakasıdır ve bu tabaka çatladığında altından çıkan şey saf vahşettir. Adadaki iki ana karakter, Ralph ve Jack, aslında insanlık tarihindeki en temel ikilemi temsil ediyor. Ralph, düzenin, demokrasinin ve aklın sesi; sembolü olan deniz kabuğu ise toplumsal sözleşmenin bir yansıması. Diğer tarafta ise Jack, avcı içgüdülerini, vahşiliği ve kontrolsüz şiddeti simgeliyor. İkisi arasındaki çatışma, sadece bir liderlik yarışı değil, akıl ile ilkel benlik arasındaki savaştır.
Eseri bitirdiğimde şu düşünce zihnime kazındı: En korkunç canavarlar, pençeleri ve dişleri olanlar değil, içimizdeki o karanlık sestir.