·68 syf.····Okunma: 19 Ocak 2026 00:20 Kitabi okurken bir kadın tarafından mı yazılmış acaba diye 1-2 saniyeliğine şüphelendim ancak sonradan kafama dank etti Stefan Zweig'ın elinden çıktığı.
Gerçekten bir kız çocuğunun hissettiklerini bile bu kadar gerçekçi nasıl yazabilir anlamış değilim. Hayranlığım çok çok arttı.Ancak bahsedilen aşk için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.
Yazar R. ye gelen mektupla başlayan hikayede; yıllarca saklanmış, aşktan sadece aşkı yaşayan kişinin haberdar olduğu bir hikaye.
Bilinmeyen kadın 13 yaşındayken 26 yaşındaki kapı komşusuna aşık oluyor. (Bence aşık olduğunu sanıyor. Çünkü yeterince mutsuz ve stabil olan hayatına belki isteyerek belki istemeyerek aksiyon arıyordu ve buldu.) Daha sonra ona olan aşkını yıllar boyunca anlatmaya çalışıyor ama nafile. Yıllar geçtikçe yeri geliyor birliktelik yaşıyorlar yeri geliyor kısa süreliğine zaman geçiriyorlar ama yazar R. onu hatırlamamakta ısrarcı. Hatta mektubu okuduktan sonra bile anımsayamıyor diyebiliriz.
Kadın ömrünü tamamen boş bir amaç uğruna harcamış diye düşünüyorum. İradesine sahip çıkıp asla "aşk" diye adlandıramadığım hayranlığına engel olsaydı çok daha güzel bir hayat sunabilirdi kendisine. Ancak o ondan haberi bile olmayan bir adama sadık olmayı seçip gereksiz yere kendini üzüp durdu. Hatta adama çocuğundan koparır korkusuyla ne hamileliğin söyledi ne sonraki yıllarda haber verdi. Böyle de bir adam işte.
Yaşanan aşk güzeldi. Keşke yaşanılan adam da güzel biri olsaydı.