Puan vermedi·104 syf.····Okunma: 19 Ocak 2026 00:00 Can Yayınları baskısından okuduğum bu kitabın adıyla içeriği arasında açık bir bağ kuramadığımı söylemeliyim.
Çilekli dondurmadan adeta nefret ettim desem yeridir.
Hayatında hiç dondurma yememiş küçük bir kız çocuğuna, babasının ilk kez dondurma tattırmak istemesiyle başlayan sahne; çocuğun dondurmayı ısrarla yememesi ve öğürmesi üzerine, babanın şoka girip tadına bakmasıyla bambaşka bir noktaya evriliyor. Dondurmanın bozuk olması, (hatta siyanürle zehirlenmiş olduğunu sonradan fark etttiğimiz) olayları geri dönülmez bir şiddete sürüklüyor.
Sonrasında yaşananlar ve finalde dondurmacının eşinin aynı eylemi çocuğa uygulaması, şiddetin nasıl bir döngü halinde yeniden üretildiğini çarpıcı biçimde gösteriyor.
Konu dramatik olsa da, kitabı sevemediğimi itiraf etmeliyim.
Çocuğun hayalperest yapısı ve sık sık görülen sanrılar, beni metinden kopardı.
Belki de bu sanrılar zehrin etkisiydi, belki de anlatıcının zihinsel karmaşası… Ancak bu belirsizlik, bende derinlikten çok uzaklık duygusu yarattı.
Genel olarak:
Fikri ilginç, atmosferi rahatsız edici; fakat duygusal olarak mesafeli bir metin.